Yeni ata sporumuz; kötü oyunları sırf Türk yapımı diye gazlamak. Hayırlı olsun!

Bir süredir yerli oyunlara ciddi bir destek rüzgarı esiyor. Fuarlardan tutun, çeşitli organizasyonlara kadar herkes yerli oyunların gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Oyun motorlarının da kullanıma açık olması sebebiyle yerli oyun yapımcılarının sayısı da bir hayli arttı. Oyun basını olarak bizler de uzun süredir yerli yapımlara yer vermeye ve desteklemeye çalışıyoruz. Bu süreç içerisinde çok başarılı yerli oyunlar da ortaya çıktı. Aynı şekilde yapımcı sayısı arttıkça, malesef kalite de düşmeye başladı.

Neredeyse her gün birileri “muhteşem” oyunlar yapmak için bilgisayar başına geçiyor ve bu oyunlarını daha alfa aşamasına gelmeden bile oyun pazarına sokmaya çalışıyor. Bizler de bu arkadaşlara destek olduğumuzu düşünerek, oyunlarını kötü anlamda eleştirmekten kaçınıyor ve Türk oyuncuların önüne servis ediyoruz. Peki gerçekten doğru mu yapıyoruz? Kesinlikle hayır.

Vasat ve geleceği olmayan oyunlarınızı sırf “yerli yapım” diyerek allayıp pulluyoruz, bu yapımcılar da bundan aldıkları gazla Steam Greenlight hayalleriyle ortalarda geziyorlar. Sonra da yabancı oyuncudan tokadı yiyince ne oyunları, ne kendileri bir daha ortalarda görünmüyor. Bu şekilde haberini yaptığımız ve oyun piyasasının tozlu raflarında kaybolup giden onlarca oyun var. Peki neden böyle oluyor?

Bir veya birkaç arkadaşın bir miktar yazılım bilmeleri üzerine, birbirlerini gaza getirerek oyun yapmaya hazırlanıyorlar. Ancak bu kişilerin oyun yapma üzerine bilgileri az, oyunu pazarlama konusunda ise bildikleri hiçbir şey yok. Buraya kadar hiç sorun değil, çünkü bilmemek suç değil, öğrenmemek suç. Bu arkadaşların iyi bir hazırlık yapmadan, kendi kendilerine oyun yapmaya oturuyorlar. Hele ki mobil oyun sektörünü hedefliyorlarsa durum daha da vahim oluyor.

Hazır yazılımlarla kısa sürede bir “oyun” ortaya çıkıyor. Tabi bunlara oyun denebilirse… Doğru düzgün bir proje tasarlamadan, bir yol haritası çizmeden senaryosuz, hikayesiz bir oyun taslağıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bunun üzerine arkadaşlarının da kendilerini gazlamasıyla ilk yaptıkları iş bizlere ulaşıp, oyunlarını pazarlamaya çalışmak oluyor. Bir de oyun fuarında ücretsiz masa alabilirlerse ne mutlu onlara! Sonrası ise boş, çünkü hazırlıksız giriştikleri bu işte, küresel oyun pazarında kendilerine hiç yer yok.

En büyük kötülüğü ise biz yapıyoruz. Oyun basını olarak bize gönderdikleri her oyunu pohpohluyor, hepsini gururumuz diyerek yayınlamaya kalkıyoruz. Haliyle yapımcılar da kendilerini oyunlarının iyi olduğuna inandırıyorlar. Sonra da Cin Ali kıvamındaki oyunlarından bir Monochroma, bir Mount&Blade çıkacağını sanıyorlar. Üzgünüm ama bundan böyle gerçekleri konuşmak zorundayız.

Kötü oyun yapmak, hazırlıksız ve bilgisiz bu işlere girişmek sizleri daha iyi oyun yapmaya itmez. Bu iş eğitimle olur. Seminerlerle, kitaplarla, makalelerle olur. Hele ki şirketleşme ve oyununuzu kendiniz pazarlama hayalini kuruyorsanız, iyi bir eğitim almadan bu işe girişmek korkunç bir hata olur. Eğitimden kastım da, üniversitelerdeki yazılım, bilgisayar bölümleri değil. Oyun projelendirme, hazırlık, yapım aşaması, pazarlama her biri kendi içerisinde derin bilgi gerektiren alanlardır ve ciddi eğitim isterler. Benim bunlara ihtiyacım yok diyorsanız buyurun size sonuç:

Bakın arkadaşlar bu sektör ülkemizde bu kadar ilgi duyanı olmasına rağmen neden gelişmiyor diyoruz ya, işte budan gelişmiyor. Bu iş birbirinizi gazlayarak olmaz, oyununuz alfa aşamasında kötüyse daha sonra iyiye dönmez. Hazır scriptlerle, ucuz assetlerle olmaz. Ciddi bir ekiple, ciddi bir eğitimle olur. Üzgünüm ama biz artık bu yanlışın bir parçası olmayacağız.

Bu günden itibaren gelecek görmediğimiz yerli oyunları desteklemeyeceğiz. Çünkü vasat oyunlarınızı destekleyerek size ve oyun sektörüne iyilik yapmıyor, kötülük yapıyoruz. Oyun basınından diğer arkadaşları da bizim gibi duruş sergilemeye davet ediyoruz. Yoksa yerli oyun piyasamız gelişemeyen bir oyun çöplüğüne dönüşecek ve biz bunun olmasını istemiyoruz.

- Yorumlar -

Yazar Hakkında

Genel Yayın Koordinatörü

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde üniversite hayatına başladı. Şu an Ankara'da, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitimine devam ediyor. Eski frp sitelerinden Ejderİni'nin ve online oyun platformu Vendetta RPG'nin kurucularından. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 2011 yılında BilgiCon etkinliğinin yönetim kadrosunda bulundu. Fantastik, tarihi ve polisiye kitap tutkunu. Piyano ve klavye çalıyor. Küçüklüğünden beri konsol ve bilgisayar oyunu hastası. Bir yandan web masterlık yapıyor.

İlgili Yazılar