Daha vizyona girmeden adından çok konuşturan Cem Yılmaz’ın son filmi Arif V 216’ya ilk bulduğum fırsatta büyük bir merak içerisinde gittim. AVM sinemaları sağ olsun(!) başlamadan önce yarım saat reklam verdiği için biraz gerildim tabi. Nihayetinde klasik bir intro ile başladı “bir uzay filmi”. Ön sıralarda oturduğum için gözüm perdenin bir ucundan bir ucuna gezerken kör oluyordum az kalsın.

Öncelikle filmin kadrosundan bahsedecek olursak Şampiyonlar Ligi’nden eksiği yok fazlası var. Hem oyuncu hem de kamera arkası kadrosunun ellerine sağlık. Hiçbir işlevsiz oyuncu olmamakla birlikte hepsi yetenekleriyle ve rolleriyle zenginlik katıyor. Hikâyenin renk kazanması da onların sayesinde.

(Spoiler İçerir!)

Filmde Cem Yılmaz’ın kemik kadrosu dışında Zeynep Farah Abdullah’tan Mustafa Sandal’a, Mert Fırat’tan Seda Bakan’a kadar başarılı birçok oyuncu ve oynadıkları 60’lı yıllar karakterleri izleyiciyi büyülüyor haliyle.

Hikayesi ise klasik Yeşilçam filmleriyle çok özdeşleşiyor aslında. GORA filminden tanıdığımız ve Ozan Güven’in hayat verdiği 216 karakteri (robot dersek hakaret olur) dünyaya Arif’i ziyarete geliyor ve Yeşilçam filmlerindeki aşklara özenip insan gibi yaşamak istiyor. Bu sırada dünyada uzaylı istemeyen komşuları (sonra ikna oluyorlar tabi) ve ajanlardan kaçmaya çalışırlarken Arif ve 216 zaman aleti ile 60’lı yıllara gidiyorlar ve klasik ama bir o kadar da macera dolu bir hikâyenin içinde buluyorlar kendini.

Döneme damgasını vurmuş isimleri de görmek özellikle o yıllarda gençliklerini yaşamış izleyicileri heyecanlandırıyor. Şevket Çoruh’un oynadığı Zeki Müren, Murat Arkın’ın oynadığı Cüneyt Arkın, Zeynep Farah’ın oynadığı Sezen Aksu, Ediz Hun ve niceleri… Ayhan Işık ve Kerem Alışık’ın sahnesi, Filiz Akın’ın ses senkronu sorunu, Emel Sayın’ın elmas efekti ile görünmesi aslında altında birçok mesaj içeriyor. Yeşilçam’ın yanı sıra dünya sinemasına da birçok gönderme yapıyor.

Bir sinema öğrencisi olarak hocalarımdan öğrendiğim “sinema dili” bilgilerine göre teknik ve işlevsel açıdan profesyonel ve üzerinde çok emek verilmiş bir film. Ne kadar çok para harcandığı zaten durumu gösteriyor. Filmin yönetmeni ve Ömer Faruk Sorak’ın asistanlığını yapmış olan Kıvanç (Baruönü) abi işini çok iyi yapmış ama Cem Yılmaz’ın çoğu filminde olduğu gibi yönetmen arka planda kalmış. Bu durum biz yönetmen adayları için can sıkıcı olsa da ortaya konulan emek ve başarı ortada.

Cem Yılmaz her filminde olduğu gibi sallantıda olan Türk sinemasına bir güzel eser daha bırakmış oldu. Günümüzdeki çoğu film(!) gibi bizleri yani Türk halkına tabiri caiz ise “hiçbir şeyden anlamayan, izlemek için izleyen, sanat nedir bilmeyen, alt metin ve ince ayrıntıları fark edemeyen” muamelesi göstermiyor. Yaptığı işe ve seyircisine verdiği değer sayesinde başarı sağlayanlar maalesef çok az ülkemizde. Ama Yeşilçam gibi bir geçmişi olup Arif V 216’lara sahip olduğumuz ve devamını getirdiğimiz takdirde bence Türk sineması için hâlâ umut var.

- Yorumlar -