Çok iyi patlama sahneleri çeken yönetmen Michael Bay’in, gişe canavarı serisinin son halkası Transformers: The Last Knight’ı izledik. Peki herkesin havaya uçtuğu, komik olmayan esprilerin bol bol yer kapladığı ve içinde her şeyi barındıran (harbiden) filmi beğendik mi? Tahmin edeceğiniz üzere hayır, beğenmedik.

“Cidden ne var da bu film üzerine bu kadar nefret kusuldu? ” diye soracak olursanız; haklısınız. Bu kadar yoğun bir öfkeyi hak eden bir film değildi. Ama bu kadar kusurlu olmasının önemli sebepleri var. Bu sebepleri başlıca sıralarsak;

1-Film Ağzına Kadar Dolu

Öncelikle şunu netleştirelim. Filmi gereğinden fazla olayla yüklerseniz filmin konusu odağından sapar, anlaşılmaz bir hal alır. Filmde ne olup bittiğini tam anlamıyla anlayan var mıydı? Adamlar resmen sıkılmayalım diye filmin her saniyesini aksiyonla doldurmuşlar. Hani bir saniye durup dinlenemiyoruz, o derece. Evet, sonuçta bu bir aksiyon filmi. Ama insanı yoracak kadar aksiyon da olmamalı.

Hadi aksiyon kısmı tamam diyelim. Sonuç olarak bu bir Transformers filmi. Ama niye kalkıp da bu kadar ardı arkası gelmeyen önemli olayı bir araya, tek bir filme koyarsın?  Film Merlin’in Quintessa’ya başkaldırmış Transformer’larla işbirliği yapmasıyla başlıyor. Burada Kral Arthur dönemini bize güzelce yediriyorlar. Sonra birden günümüze geliyoruz ve askerlerle çatışan ergen bir kız görüyoruz. O sırada olaya anlaşılmadık bir şekilde kahramanımız Cade Yaeger ( Mark Wahlberg ) müdahele ediyor. Sonrasında Cade’in artık bir kaçak olduğunu ve gizli bir şekilde yaşadığını öğreniyoruz. Buraya kadar her şey çok güzel. Burdan sonrasını soracak olursanız, işte o kısım yok. Bir anda Anthony Hopkins’in oynadığı “Sir Edmunt Burton” Cade’i İngiltere’ye getirtiyor ve ona son şövalye olduğunu söylüyor. Aynı zamanda Merlin’in soyundan gelen ve ne hikmetse Oxford’da tarih profesörü olan Vivian Wembley’i de kaçırtıp durumu anlatıyor. Tabi onlar da olayları bizim gibi anlamayıp Merlin’in asasını aramaya başlıyorlar. Tabi bütün bunlar sırasında şunlar oluyor:

+Optimus yaratıcısını buluyor ve onun kontrolü altına giriyor.

+Bumblebee’nin II. dünya savaşı sırasında Nazilerin yenilgisinde önemli bir rolü olduğu ortaya çıkıyor.

+Decepticon’lar hükümetle anlaşarak Autobot’ların peşine düşüyorlar.

+Cybertron tekrardan geri getirilmeye çalışılıyor ve dahası…

2-Komik Değil

Bir filmde 3 saniye aralıkla espri yapılıyorsa o esprilerin komik olması, en azından tebessüm ettirmesi gerekir. İşte Transformers o filmlerden değil. Dünyanın sonu yaklaşırken bir insanın işi şakaya vurmasını geçtim, bari şaka komik olsun da gülelim demi?

3-Dünyanın Sonu Hikayesi Bayatladı

Aksiyon filmleri daha uzunca bir süre “dünyanın sonu” senaryolarından vazgeçmeye niyetli değil. Hal böyle olunca da bunun üzerine işlenebilecek konu sayısı çok kısıtlı kalıyor. Öyle sanıyorum ki Transformers serisinde 5 filmdir aralıksız gördüğümüz tek şey bir robotun dünyayı havaya uçurma planı oluyor. Filmin sonlarına doğru bunun sebebini az çok açıklıyorlar. Ama artık yemiyoruz Michael Bay.

4-Eleştirmenler ve Beklentiler

Bir filme gitmeden önce filmin ne hakkında olduğunu az çok herkes bilir diye düşünüyorum. Gidip de dev robotların birbirleriyle dövüşüp, Anthony Hopkins’in dahi havaya uçtuğu bir filmi “vay efendim bunun hikayesi vasat, yok yeterince seyirci ile karakter arası bağ kurulamamış, dramatize edilememiş” diye eleştirirsen saçmalarsın sayın eleştirmen.

Bu kadar yersiz eleştiri ve abartılı düşük puanlardan sonra insanlarda ister istemez bir ön yargı oluşur. İşte filmi batıran en temel etmen budur. Daha filmi izlemeden şuradan buradan duyduğun laflarla filme attırıp tutturursun. Kabul, Transformers övülecek bir yapım değil ama sövülecek bir yapım da değil.

5-Zorlama Karakterler-Diyaloglar

Transformers serisinde gördüğüm en temel sorun hep insanların arasında geçen saçma sapan, anlamsız ve bir o kadar da zorlama diyaloglar olmuştur. Tamam, marketing için bilinen yüzlere ve güzel kızlara ihtiyacın var. Evet, film sadece robotlardan ibaret olursa daha sıkıcı bir hal alabilir. Ama bu kadar bayık karakterlerle de olmuyor yahu. Mesela Cybortron’a dair daha fazla bilgi verin, Autobotların ve Decepticonların neden savaştığının derinlerine inin, evrenin mitolojisine daha fazla değinin vs. ve kadroyu bu kadar sık değiştirmeyin.

Kısaca artık Transformers serisinin yeniliklere ihtiyacı var. Şükürler olsun ki bu Michael Bay’in son Transformers filmi. -En azından yönetmen olarak yer aldığı- Umuyoruz ileride daha kullanışlı karakterler ve daha akıl karı senaryolarla karşımıza gelirler. Yoksa biz dev robotların birbirini parçalamasını izlemekten pek de şikayetçi değiliz.

- Yorumlar -