Ve tüm salonlarda, hayranlar aynı anda çığlık attı. Güç’teki dalgalanma her yerde…

Uzun yıllar bekledik bu an için, uzun yıllar boyu hayalini kurduk yeniden sinema salonlarında bir Star Wars filmi izleyebilmek için. Ve bu hayal gerçekleşti, kendimi dün gece (17 aralık 2015 saat 00:00) filmin ilk seansında buluverdim… Sinema salonunun önü sanki bir “convention” alanı gibiydi, Jedi kostümlü arkadaşlar; Işın kılıçları, hatta Han Solo abimizin “blaster pistol”ü bile vardı ortamda. Herkes meditasyonunu tamamlamış ve kendisini tam olarak filme verecek şekile hazırlanıp gelmişti.

Elbette korkularımız ve çekincelerimiz vardı. George Lucas‘ın elinden çıkmayacaktı, önceden hikayeleri tamamlayan “expanded universe” iptal edildi. Acaba ne olacak diyorduk. Elbette tüm Star Wars evrenine hakim olanların fikirleri vardı konuyla ilgili. O teorilerin tutup tutmadığını izleyince göreceksiniz. Ben kendi teorilerimden bazılarının tuttuğunu, bazıların cevapsız kaldığını gördüm. Ve film reklam verilmeden, hemen başladı. “a long time ago in a galaxy far far away ” yazdığı an beyaz perdede, çığlıklar ve alkışlar koptu. Sonra müzik girince, tüyler diken diken…

Film, Episode IV – A New Hope ile çok yakın çizgide bir film yaratmayı başarmış J.J. Abrams. Devre arasında kötü yorumlar da duydum ama filmin sonunda herkes hayran bir şekilde çıkıyordu salondan. The Force Awakens’ı, önceki filmlere hikaye olarak güzel bağlamanın yanı sıra, biyolojik olarak da bağlamış, teknik olarak da bağlamış JJ. Film tam anlamıyla bir Star Wars olmuş, her açısıyla, her yanıyla…

rp5z2dwjyl7utj8wdphq

Belirtmem lazım, JJ Abrams’a hayranlığı bu film ile tavan yaptı. Az miktar CGI(bilgisayar tabanlı animasyonlar) kullanıp, bol miktar maske-maket-makyaj kullanarak filmi çekmiş olması beni benden aldı. 3D’si (tamam IMAX’de izledim ama) hiç beni yormadı. Filmin formülü, matematiği, düzeni ise neredeyse tamamen A New Hope ile aynı idi. Hikayenin başı, gelişmesi ve sonu… Ama bu kötü mü? Bence değildi. Bana filmin Lucas’ın elinden çıkmamasına rağmen “işte bu bir Star Wars filmi” dedirtmeyi başardı.

Filmin eski karakterlerine hiç bir lafım olmayacak. Her biri (Han, Leia, R2-D2, C-3p0 ve Luke) filmde 5 dakika bile gözükselerdi bize yine yeterdi. Yeni karakterlerden ise BB-8 herkesin favori Star Wars karakterlerinden biri olmazsa ne olayım… Tamam R2-D2 bu zamana kadar aşkımızdı belki ama bu bir ihanet değil, vallahi bak R2 seni çok seviyoruz ama BB-8 çok tatlı. Hele de seslerinde ve dugularını belirtmede R2 ile benzer sesleri çıkartması onu zaten daha tatlı yapmış. Hele de bu minik tatlı droid’i gerçekten üretmiş olmaları bile süper.

Screen-Shot-2015-04-17-at-08.36.20

Film ilk eski filmlerin devamı olduğunu, eski karakter üzerinden değil de, eski filmlerle benzer düzlemde yer alarak gösteriyor, ki bu çok büyük bir artı puan. Zaten efsane karakterlerimizi filmin ilk yarım saatinde görmüyoruz bile. Sonrasın da ise baş rol olmadıklarını bilerek, öne çıkmayacak şekilde ama hikayeyi taşıyacak noktalarda varlık gösteriyorlar. Yukarıda da dediğim gibi, 5 dakika bile rolleri olsa o bile yeterdi bizlere. Bir de belirtmeden geçemeyeceğim, bu 30 seneyi filme de o kadar güzel yansıtmışlar ki, gerçekten o 30 sene sanki Star Wars’un içinde yaşamış bu karakterler. Aralarındaki bağ sanki hakikatten orada…

kylo-ren-stormtroopers-1280ajpg-4487d1_1280w

Gelelim kötü adama. Star Wars’u Star Wars yapan en büyük etken belki de kötü adamlarıydı, hatta Darth Vader’dır bile diyebiliriz. Bu arada filmde Vader’a yönelik muhteşem bir anma var… Kylo Ren ise hem olmuş, hem eksik. Burada anlatırken spoiler verebileceğim şekilde bir yazı olsa çok daha rahat olurdu ama sizler de izleyince göreceksiniz. Bazı sahnelerde sizi gaza getirip, karizması tavan yaparken, bazı sahnelerde ise “eh işte” dedirtiyor. Karakter de film boyunca gelişme gösteriyor ayrıca. Gelişim dedim de, Finn karakter olarak da filmin başından sonuna kadar baya geliştiriyor kendisini. Onu da beğendim. Çok da bomba bir karakter değil belki ama bu bir üçleme, sonraki filmlerin de nasıl olacağı, karakterlerin o filmlerde de ne yapacakları çok önemli. Tabi bir de General Hux var, fragmanda da gördüğümüz Nazi temalı orduya seslenme sahnesi, karizmasının tavan yaptığı bir andı. Kylo’dan daha etkiliydi.

Filmin en çok puan kırılabilecek yanı her şeyi hızlı anlatması olmuş diyebilirim. Yani ne bileyim, biraz daha derin olabilirmiş belki. Ama o zaman da film çok uzardı aslında. Bu noktada da hem olmuş, hem eksikler var diyesim geliyor, o an bunun bir üçleme olduğunu ve yine sonraki filmlere göre karar vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Genel olarak filme bayıldım. JJ Abrams muhteşem bir iş çıkartmış. Görsellerinden tutun, karakterlerine, hikayeden, filmin yarattığı etkilere kadar her şey beklediğimiz gibi. Star Wars: The Force Awakens, Star Wars serisinin bir filmi olduğunu iliklerinize kadar hissettiriyor. Bu filmden sonra Star Wars filmlerinin, bendeki favori sıralaması da değişmiş oldu, V – III – VII…

Star Wars hayranları zaten kaçırmaz ama, kaçırmamaları da şart zaten. Hatta herkes izlesin ya… İzleyin.

 

- Yorumlar -