Arkadaşlar, Mass Effect: Andromeda sh*tstorm’u bittiyse biraz da oyunu övelim diyorum. Çünkü bu harika oyunun hakkını yiyoruz. Neden mi? Şöyle aşağıda açıklayayım.

“Yolda hızlıyım aşkta yavaş, gemim Tempest arkadaş.”

Mass Effect, bildiğimiz Mass Effect!

Yani merakla beklediğimiz serinin dördüncü oyunu, baya baya seri ile aynı havada geçiyor. Hatta öyle ki, Mass Effect 1 ve 2’nin karışımı kıvamında olmuş diyebiliriz. Dragon Age: Inquisition’da olduğu gibi devasa haritalarda oynuyoruz, üstelik altımızda da Mako’yu aratmayan Nomad var. Tek farkı ateş etmemesi diyebiliriz. Onun da nedeni geniş arazide Nomad ile ateş ede ede hile açmışçasına gezmeyelim diye.

Diyaloglar, karakter hikayeleri belki Mass Effect 2 kadar dolu değil ancak az bir Mass Effect oyununa yetecek kadar var. Özellikle oyunda çok fazla karakterle diyalog kurabilmemiz hem avantaj, hem dezavantaj olmuş. Dezavantaj kısmına gelince malumunuz facial animations kısmı biraz sıkıntılı ancak oyun ilerledikçe inanın hiç sırıtmıyor.

Oyunda hafif de bir Star Wars: The Old Republic havası hissedilmiyor değil. Özellikle NPCler ile etkileşime geçtiğimiz zamanlarda, hele görev alıyorsak hafiften hissediliyor.

“Abi ne kadar çok gereksiz yan görev var.” diyecek olursanız size cevabım da şu olur; “Yapma o zaman arkadaşım!” adı üstünde yan görev. Bütün haritayı gezebilmemiz için bol bol yan görev konulmuş, koymasalar oyun ne kadar çabuk bitti diyeceğiz. Haritayı gezemedik diyeceğiz. Yapmayın arkadaşlar, oyun bu o kadar da olur.

Combat kısmına gelirsek, oyun baya baya Mass Effect’im diye bağırıyor. Hoşuna giden silahı al, covera geç geleni geçeni indir. Thermal clip yerine ammo gelmiş o kadar. Bulmak da zor değil.

Şahsen benim üzüldüğüm en büyük nokta, önceki üç oyunda başardıklarımızın hiç konuşulmaması ve hatta Shepard’ın adının anılmaması. (Savelerimizi bile saklamıştık oysaki)

Gelelim müziklere, oyunun müzikleri buram buram Mass Effect. Kimse de buna itiraz edemez. Tabi bir Mass Effect 3 epikliğinde değil ancak yine de aynı havayı veriyor.

Seslendirmeye gelecek olursak, oldukça başarılı yapılmış ve benim tavsiyem oyunu bir kulaklıkla oynamanız şeklinde olacak. Çünkü arkaplan ve çevre sesleri, kulaklıkla daha net bir şekilde duyuluyor. Ha benim odamda devasa ses sistemi var diyorsanız, canımsınız ne diyeyim? Şahsen bende yok.

Role play oyununu role play oyunu yapan unsur karar verme yeteneği arkadaşlar. Kararlarımızın karşılığını nasıl alıyoruz? Karalarımız hep siyah beyaz şeklinde mi, yoksa gri kararlar da verebiliyor muyuz? Ben bunlara bakıyorum ve bu konuda Mass Effect hala piyasanın en iyisi diyebilirim. Tamam The Witcher 3 ile kapışır ama zaten The Witcher 3 de oyun tarihinin en iyi oyunlarından birisi ne diyelim?

PC versiyonu da oldukça başarılı, adam gibi PC portu çıkartabilmeyi becermişler. Öyle çatır çutur buglarla falan da karşılaşmadım. Optimizasyon konusu biraz karışık diyebilirim. Özellikle gezdiğimiz ve combata girdiğimiz bölümlerde fps düşüşü yaşamadan ilerlesem de, diyalog kısımlarında belirgin düşüşler yaşıyorum. Cihazım ise öyle canavar gibi bir alet değil, haliyle laptop olunca bazı sıkıntılar yaşanıyor ancak bu oyun keyfime hiç zarar vermiyor. Ha bu demek değil ki, oyunu ultra grafiklerle oynayanlara imrenmiyorum. (4K oynayanlara bulaşmıyorum bile.)

Son olarak Multiplayer kısmına değineceğim. Mass Effect 3’te gördüğümüzün benzeri bir survival tabanlı multiplayer modu yerleştirilmiş. Çok büyük olmayan haritalarda, dalga dalga gelen düşmanlarla savaşıyoruz. İşin en güzel yanı bunları APEX mission olarak oynayıp direk, singleplayer oyunumuza katkı sağlayabilmemiz. Böylece multiplayer oynama şevkimiz de artıyor.

Kısacası iyi bir PC portu, iyi optimizasyon ve bildiğimiz havasıyla suyuyla canavar gibi bir Mass Effect oyunu çıkartmışlar karşımıza, bu nedenle açın tereddüt etmeden keyifle oynayın. Hatta oynarken de bir yandan kitaplarını okuyun. Şimdi izninizle gezmem gereken koca bir galaksi var.

- Yorumlar -