Marvel evrenin yakın zamana kadar en ikonik ismi Spider-Man’di. Lakin, sinematik evren ile birlikte, hem çizgi romanlarda hem filmlerde çok fazla bir Iron Man – Tony Stark pohpohlamasına maruz kaldık. Şahsen Iron Man’i pek ciddiye alamadığım için, bu durumdan hiçbir zaman hoşnut kalmadım. İşte bizim “ağ kafanın” yeni filmi de, bu Iron Man gazıyla piyasaya sunuldu. Afişlerde fragmanlarda, orada burada her yerde Iron Man karşımıza çıkıyordu. Şunu sevinerek söylemek istiyorum ki, filmin kendisinde Iron Man pek fazla yok, toplam on dakika ya var ya yok.

(Buradan sonrası bir miktar SPOILERa sahip. Uyarması bizden…)

Spider-Man’den biraz bahsedecek olursak, ben Spidey’nin hep üniversite yıllarını sevdim. Okurken, Bugle’da çalışması, James Jonah Jameson’ın ondan nefret etmesi, halk düşmanı gibi göstermesi. Tüm bunlara rağmen Peter’ın yine içindeki iyiyi önplana çıkarması. Spiderman biraz daha hatta belki de en fazla bizden olan karakterdi. Ev geçindirir, sevgilisiyle kavga eder, ailesiyle kavga eder. Boş zamanlarında da New York’u hatta bazen Dünya’yı bazen de evreni kurtarır. Bu kadar kahramanlık, ona ego eklemez, çünkü o bunları yapması gerektiği için yapmaktadır. Her zaman mükemmel bir mottosu vardır; “Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.”

Film, Kaptan Amerika İç Savaş filminden sonraki dönemde geçiyor. Peter Parker, 15 yaşında liseli. Hayatımda en çok korktuğum şey, Disney ile lisenin bir araya gelmesi. Highschool müzikali gibi bir şey çıkacak diye ödüm koptu. Lise sahneleri yine çok hoşuma gitmedi. Peter’ın 2002 doğumlu olmasına alışamadım. Lise diyince, liseden 2 tane şey söylemek istiyorum ki bunlara baya ÇILDIRDIM. Flash Thompson dediğimiz adam, 190 boylarında kaslı, sarışın, OKULUN FUTBOL TAKIMININ KAPTANI yakışıklı bir abimizdir. Lakin filmde, 170 boyunda HİNTLİ, baya bir ZAYIF, baba parası yiyen iğrenç bir tip. Hani madem Flash koyacaksınız niye böyle bi tercih yapıyorsunuz, Mystique’in X-Men lideri olmasıyla aynı irrite edicilikte, tiksinç bir durumdu bu. İkinci olay da, bizim kızıl MJ’in melez, herkese atar yapan bir ergen olması. En büyük hayali Brooklyn’de tiyatrocu olmak olan bi karakteri alıp, böyle bir liseli imajına sokunca ister istemez, “trigger”lanıyor insan. Lisede Flash ve MJ dışındaki karakterler fena değildi. Hocalar falan eğlenceliydi ama ben yine de keşke hiç liseli olmasaydı diyorum.

Filmin, esas düşmanı Vulture, Marvel Sinematik Evreni içerisindeki en tutarlı, en düzgün Villian olabilir. Film başlamadan önce geçmişini anlatarak, bunları niye yaptığını göstermişler. Tony Stark, filmde çok fazla yok, bir kaç yerde gelip Peter’ı azarlıyor, öğüt veriyor vesaire. O öğütlerden sonra Peter uslanacak diye çok korktum, çünkü bizim komşu Spidey asla öyle şeylere uslanacak bir adam değildi. Film de bu konuda üzmedi, her konuda yine bildiğini okudu, azarı yedi. Zaten Spider-Man çizgi romanlarda da genel de azar yer. O yüzden, o konuları kafaya takmamayı küçük yaşta öğrenmiş belli ki.

Filmin ilk yarısı baya eğlenceli havada, ergen draması şeklinde geçiyor. Biraz baydı beni. Filmin ilk yarısında hatta filmde bence en güzel şey, film başlarken çalan müzikti. Bildiğimiz “Friendly, neighborhood Spider-Man” müziğine farklı bi ton katıp, Marvel logosu ile birleştirmişler çok hoş olmuş.

İkinci yarı ise, film başlıyor. Vulture’un rolü arttıkça, Keaton usta bizlere mükemmel bir şov sunuyor. Peter Parker, kendi içinde savaşırken birden yine kötü adamın peşinde buluyor kendisini. İşte özlediğim, beklediğim, sevdiğim Spidey! Tony ne derse desin, kim ne derse desin, bildiğini okur, dünyayı bildiği gibi kurtarır. Esprisini yapar, iyiliğini yapar. Vulture ile olan son dövüşte de içindeki iyiyi tekrar gösteriyor, o sahne tam bir Peter Parker sahnesiydi. O sahnede maskenin olmayışı harika olmuş. Vulture ile olan diyalogları filme ayrı bi hava katmışken, o son sahnedeki “heroic act” filmi başka bir seviyeye taşıdı. Orada tekrar işte bizim komşu Spider-Man dedim.

Genel olarak Film, eğlenceliydi, liseli sahneleri olmasa daha da hoşuma giderdi. Biraz “teenage drama” tadı vardı filmde, o okul geyikleri falan pek açmıyor beni. Umarım yeni gelecek film Peter’ın üniversiteli halini anlatır zira James Jonah Jameson’sız, Bugle’sız bir Spider-Man filmi daha görmek istemiyorum. Bu filmi, MCU içerisindeki Origin hikayesi olarak kabul edelim, artık Peter büyüsün. Liseli tramvalarından biraz çıksın, kendine gelsin.

Son olarak filmin son sahnesinde May Hala, Peter’ı kostümlü gördü. Bütün Spider-Man koduna aykırı. Peter’ın kimliği gizli olmak zorunda, bütün acılarla tek başına yüzleşmek zorunda. Lakin, hem Ned hem May Hala ile birlikte yeni bir Spider-Man akımı başlayabilir. Bildiğimizden çok farklı, tutma ihtimali düşük. Tutarsa da eğlendirme ihtimali çok yüksek. Son zamanlarda moda olan filme puan verme işini de yapayım 7.5/10. Ha bir de, tüm credits aktıktan sonraki son sahneyi kesinlikle bekleyin. Marvel Sinematik Evreni’nin açık ara en iyi after credits sahnesi olabilir.

- Yorumlar -