Oyunların geçirdiği teknolojik evrim ve bu geçiş sürecinde oyuncuların düşünceleri ve eleştirilerine dair, genel bir tespit yapmaya çalışacağım. Düşünüp yazıya dökemediğimiz, sözle ifade edip herhangi bir kaynağa ekleyemediğimiz görüşlerimiz her zaman vardır.

ÇAĞIN GEREKSİNİMLERİ

Oyunların doğmasını ve kabul görüp oynanmasını “başlangıç evresi” olarak tanımlarsak, daha gidilecek çok uzun bir yol olduğu öngörülebilirdi. Nihayetinde yapımcılar, hayal güçlerinin sadece belli bir kısmını hayata geçirebiliyorlardı. Oyun kültürü hayatımızda yer almaya başlayınca, hep daha fazlasını istedik. Arz ve talep döngüsü içinde oyuncular hevesini, yapımcılar da parasını aldı. Sektör büyümeye devam ettikçe, beraberinde bazı sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Bu konuyu tarihsel kronolojiye göre değil de, karma bir anlatım şekliyle açıklamaya çalışacağım.

SEGA Dreamcast

SEGA 32 bit konsollarını piyasaya çıkardıktan sonra Saturn ve Dreamcast konsolları büyük ümitlerle raflardaki yerini aldı. Bu alanda hayata devam edebilmek için çağa ayak uydurmalı ve buna göre pazarlama stratejilerini belirlemeniz lazım. Sony ilk konsolu PlayStation 1’i piyasaya sürüp hatırı sayılır bir kitleyi kendine çekmeyi başardı. Aynı şekilde Nintendo da, kendine özgü oyun ve konsollarıyla başarılı bir satış grafiği gerçekleştirdi. Sega özellikle Dreamcast konsolunda neden başarılı olamamıştı? Yoruma açık bir konu ve kendi düşüncelerim şu şekilde; “Dreamcast’ın piyasaya sürülme evresi tam bir şanssızlıktı. Sony PS1’i piyasaya çıkarmasıyla birlikte 3D oyunlar konusunda sağlam bir temel attı. Aynı şekilde Nintendo kendi konsol kültürünü oluşturdu. 2D oyunları ayıla bayıla oynayan kitle, 3D’yi görünce (bende dahil) farklı bir oyun dünyasına girdiler. Ülkemizde ise, bariz bir PlayStation üstünlüğü vardı Shenmue, Crazy Taxi, Sonic Virtua Fighter gibi kendine özgü oyunlar, maalesef konsolun ömrünü uzatamadı.

Aslında 1999 yılında çıkan konsolun ilk satış rakamları yüzleri güldürmüştü. Konsol mimarisi ve donanımı Nintendo ve PlayStation’dan üstün olsa da, oyun yelpazesi geniş kitlelerin ilgisini çekmedi. Marka değeri olan spor oyunlarının lisanslarını alamamıştı ve bunun yanında pazarlama stratejileri de başarılı olamayınca, pazardan çekilmek zorunda kaldılar. Bundan kim zararlı çıktı? Elbette SEGA, ama benim görüşüm, en çok oyuncular etkilendi. Çünkü eğlence kültürü büyümesi sınırlı oldu. SEGA’ya özel oyunların devamı gelmedi ya da başka konsollarda çıkmaya devam ettiler. SEGA konsoldan elini ayağını çekip enerjisini farklı alanlara kaydırdı.

Nintendo GAME BOY

Bir diğer konu, Microsoft konsol dünyasına girmeye hazırlanıyordu. Asya pazarı oyun kültüründe bu kadar yol katetmişken, Amerikan ekolü buna ne derece kafa tutabilirdi. Bunu Xbox’ın ilk konsolunu çıkararak denemeye koyuldular. Yine konsol mimarisi ve donanımı rakiplerinin önündeydi. Oyun portföyü çeşitlilik sunmaktaydı. Kendine özgü oyunları ile ilgi çekmenin peşindeydiler. Ama yine olmuyordu. Dünyada yükselen Amerikan karşıtı politikalar ve Sony-Nintendo hâkimiyeti, bir türlü bu konsolu istenilen noktaya getiremiyordu. Xbox 360 hamlesi online ve diğer oyun çeşitlerinin zenginleşmesine rağmen, beklenilen büyümeyi gerçekleştiremedi.

PS2 ve Xbox 360 kullanan birisi olarak şu yorumu yapacağım; “Ps2 oyunları her kesime hitap ediyor, bilindik bir marka ve kalite olgusu oyuncular için çok önemli bir referans haline gelmişti. Konsola özgü oyunlar önemli fan gruplarını oluşturdu ve bu giderek büyümeye başladı. Xbox 360 cephesinde ise öne çıkan konsol mimarisi olmuştu. Konsola özel oyunları PS2 kadar geniş değildi. Oyun kolları açısından Xbox 360 öndeydi. Bunun sebebi Xbox 360 Gamepad’lerinin üstteki arka tuşları tetik şeklindeydi ve FPS oynarken daha fazla hareket serbestliği vardı. Günümüz teknolojisi hepimizin malumu, PS4 bariz bir şekilde Xbox One’ın önünde. Aynı şekilde Nintendo Switch, hem konsol hem de oyun olarak hedeflerini tutturmuş durumda. Buradan şunu çıkarabiliriz: Teknolojik unsurlar konsol için tercih sebebi olsa da, pazarlama stratejileri ve oyuncu isteklerini iyi analiz edemezseniz, başarı konusunda yeterli adımı atmamış olursunuz. Çağa ayak uyduramazsanız, maalesef çağ da size ayak uydurmuyor, birçok emek heba olup gidiyor.

Xbox 360

OYUN İNCELEMELERİ

Oyun tercihlerimiz için ya inceleme yazılarına ya da YouTube gibi kaynaklara yöneliriz. Şimdilerde ise bu olay daha da basite indirgenmiş durumda. Oyun oynamak isteyenler, araştırmak yerine forum ve Facebook topluluklarında isteklerini yazarak tercihlerini belirliyorlar. Şöyle açalım isterseniz, bilgiye ulaşmak eskisinden daha kolay, zahmete katlanmak yerine en kolayı tercih ediyoruz. Bu ne gibi bir sonuç getiriyor? Öncelikle oyunun ruhuna giremiyoruz, sadece sorularımıza gelen cevaplara odaklanarak yol haritası çiziyoruz. Mesela Witcher 3 sizce nasıl, almalı mıyım? Gibi çok dar bir kalıpta oyun hakkında fikir almaya çalışıyoruz. Onun yerine incelemelerini okumak, eski oyunları hakkında araştırma yapmak ve varsa roman gibi kaynaklara başvurmak, bence gerçek oyuncu (gamer) karakteridir. Tamam, kabul hepimiz bunu yapmıyoruz, çağ tembelliğine yakalanmışız ama inanın bu dediklerimi uygularsanız hem oyun kültürünüz gelişecek, araştırma ruhunuz açığa çıkacak ve daha fazla zevk alacaksınız. Ama ben online takılayım ve önüme geleni vurayım derseniz durum başka tabii.

Eskiden usül şöyleydi; internet ve YouTube kanalı yokken inceleme-ön inceleme erbapları oyunu, oyun dergilerinde baştan sona anlatırdı. İşlerini o kadar iyi yaparlardı ki, o yazılara bakmadan oyun almazdık. Artı inceleme dışında oyunlarla ilgili tonlarca bilgiler verilirdi. Bu da oyun kültürümüzü geliştirmemizde yararlı olurdu. Ama işler değişmeye başladı ve internet kültürü oluştu. Bu da beraberinde internet yayıncılığını getirdi. Artık yazılı kaynağın yanında görsel kaynaklarda çoğalmaya başladı. Dergi kültürü ilk sektesini böyle yemişti. Çok iyi hatırlıyorum o zamanın bazı oyuncuları, “artık oyunlarla ilgili bilgiye neredeyse bedava ulaşabiliyoruz. Dergi almaya gerek kalmadı” demekteydiler. Madalyonun diğer tarafına bakınca şunu görüyoruz. Evet, bilgiye ulaşmak kolaylaştı, oyun siteleri kendi yazarlarını ortaya çıkardı ve bunun sonucunda içerikler üretilmeye başladı. Hepsi için söylemiyorum, ama dergi yayın kalitesine ulaşamadılar. Editörler, yazının ilk incelemesini yazalım derdine düşüp, oyunu hakkıyla yorumlayamıyorlardı. Oyunun çok az bir kısmını oynayıp yazıya döküyorlardı. Bunun sonucunda, haklı olarak oyun severlerin eleştirilerine maruz kalıyorlardı. Artık yazarlık kriterleri, maximumdan minimum seviyesine inmişti. Çok iyi internet yazarları yok mu? Elbette var, zaten sözüm hepsine değil.

Sony PlayStation 2

YAPIMCI FİRMALAR

Bundan önceki makalemde belirtmiştim, mikro ödemeler, lootboxlar, daha çok para kasmak için extra oyun içerikleri üretmeler ve Episode-DLC pazarlamaları, firmaların ne kadar aç gözlü olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bu yüzden oyun kalitesini artırmak yerine, Bölüm ve DLC’leri üretmek için uğraştılar. Extra birçok içerik para karşılığı oyunculara sunuldu. Bunu bir benzetmeyle anlatmaya çalışmıştım. Eskiden bu oyun firmaları oyunlarını üretir ve hak ettiği saygıyı görürlerdi. Ancak şimdi, paralı içerik sunmak için elinden geleni yapıyorlar. Memnun muyuz bundan? Asla ve hatta nefret ediyoruz. Neden böyle oldu? Cevap: “Eskiden yapımcı firmalar tüm enerjisini ve hayallerini oyunlara aktarır ve kaliteli bir yapıt ortaya koyarlardı. Ama şimdi, denizi yüzerken ilkelerini denizde bıraktılar. Karaya çıktıklarında bencillikleri de ortaya çıkmıştı.” Firmalar da böyle yapınca, kültür erozyonu kaçınılmaz oluyor. Bu bencil mantık, hikâyeli oyunlara balta vuruyordu. Farklı oyun tipleri oluşuyordu. Hikayesi kısır ya da hiç olmayan, tamamen online içerikli oyun türleri oluştu.

Nintendo Switch

KORSAN OYUN KÜLTÜRÜ

Bunu neden önemsiyoruz? Her şeyden önce, “Ekonomik durumumuz belli, oyunlardaki vergiler çok fazla” desek de bu çok belirgin bir gerçeği değiştirmek için maalesef yeterli değil. Kopya oyunlara karşı inanılmaz bir talep var ülkemizde (işin etik yanını bir kenara bırakalım). Bu durum, PC cephesinde daha fazla tabii. Böyle olunca ne yazık ki, yapımcı firmalar ülkemizi 3. sınıf oyun pazarı olarak görüyor. Türkçe dublaj ve altyazı seçenekleri koymuyorlar, yeterli serverlar açılmıyor. Sony PS4 olarak Türkçe oyunlar konusunda yüzümüzü güldürse de, diğer yapımcı firmalar bu konuda çok katılar. Hayranı olduğumuz oyunları, Türkçe oynamak için can atmıyor muyuz? Xbox One cephesinde de durum aynı, Türkçe oyun içerikleri hazırlanmıyor ve ülkemize doğru Microsoft desteği gelmiyor.

Genel olarak bir değerlendirme yaptım ve oyun kültürünü dejenere etmeye çalışanlara karşı çıkıyorum. İnsanların sanal dünyası ve oyun zevki çok özel bir yerdedir. Bir nevi 2. yaşamınız gibi bir şey, zaten daha kaliteli vakit geçirmek ve biraz olsun dünya sıkıntılarından kurtulmak için oyunlar oynamıyor muyuz? Paragöz firmaların, inceleme konusunda yanlı olan, ya da adil olmayan yayıncıların ve en küçük bir olumsuzlukta oyunlara saldıran kişilerin olmadığı, özel bir oyun dünyamızın olması dileğiyle…

- Yorumlar -