Evet sonunda geldi efsane. Uzun süreli bekleyiş sona erdi ve kendimizi yeniden post-apocalyptic (kıyamet sonrası) dünyada bulduk. Nuka Cola’lar, radroach’lar, raider’lar ve deathclaw…

Falluout 4, uzun yıllardır tatmadığım bir keyif verdi başlarken. Belki de en iyi oyun başlangıçlarından birini yapmayı başarmış Bethesda. Savaş öncesi ortamda başladığımızı zaten biliyorsunuz. İşte o savaş öncesi dünyada geçirdiğimiz kısa süre (ki aslında çok da kısa değil) tamamen sizin duygularınıza etki edebilmek ve savaş sonrası dünyaya sizi sokarken en güçlü şekilde duygularınızı harekete geçirebilecek şekilde tasarlanmış. Gerçekten bayıldım.

Oyuna başlarken ilk bir video karşılıyor sizi. “War, war never changes” videonun teması. Güzel olan ise video animasyon değil, film gibi çekmişler. Ve ana karakterin anlatımı ile de etkili bir konuşma eklemişler üzerine. Sonrası ise oyunun savaş öncesi dönemine giriş. Karakterimiz de zaten bir eski bir asker. Ortam aynı vietnam savaşından dönen amerikan askerlerinin hayatı gibi (Tabi filmlerdeki hallerinden bahsediyorum) İyi bir eş, hayatın anlamı bir çocuk; müstakil, amerikan rüyasının bel kemiğini oluşturan bir ev ve gerekli-gereksiz teknolojik eşyalar. Ortam sizi kendisine iyi bağlıyor. Karakterinizin tipini de bu evde, ayna karşısında düzeltiyorsunuz. Çok geniş ve çok eğlenceli bir sistem kurmuş Bethesda Fallout 4’te. İleride ne kadar karakterimizin yüzünü göreceğiz orası elbette tartışılır, Skyrim’de uzun süre uğraşıp yaptığımız yüzleri kaskları çıkarmadan göremeden oyunu bitiriyorduk, Fallout 4’te aslında biraz öyle ama yine de kendinize uygun bir yüz-beden ile karakteri canlandırmak önemli ve zevkli. Hatta aşağıdaki videoda detaylıca bu karakter yaratmanın inceliklerini anlayabileceğiniz olaylar mevcut.

Ve sonra, Fallout evreninin büyük olayı; nükleer saldırı. Vault 111’e giriş ve aradan geçen 200 sene… Nasıl sorusuna cevabı ben vermeyeceğim, oyunda göreceksiniz. Ama şunu belirteyim, etrafa hayran hayran baka baka, herşeyi inceleyerek ve diğer karakterler ile konuşmaya çalışarak geçirdiğim bir süre oldu. Sonra Vault 111’den çıkarak gerçek Fallout dünyasına adım attık.

12238135_980830918642549_3382976947022664525_o

Savaş öncesinde yaşadığımız kasaba Boston’ın dışında Sanctuary isimli, tatlı bir kasaba. Vault 111’de hemen bu kasabanın arkasında ve aslında altında yer alıyor. Çıkınca da ilk olarak Sanctuary’ye çıkıp, eski robotumuzla karşılaşıyoruz. İnsanı hafif bir hüzün kaplamıyor değil. Eski evinizin nükleer patlamadan sonraki hali, kasabanın ve komşularınızın ölmüş olması…

Oyunun grafikleri kesinlikle çok güzel. Tamam bir The Witcher 3 değil ama kesinlikle yeterli seviyede. Zevk ala ala bakıyorsunuz etrafa. Unutmayın ki bu bir Bethesda oyunu. Yani Fallout 4’te tıpkı Skyrim gibi (hatta Fallout 4 ve New Vegas) modlara açık bir oyun. Öyle modlar gelecektir ki, hem grafikleri çok daha coşkulu bir hale sokacaklardır, hem de çevreyi ve oynanabilirliği. Oynanabilirlik demişken, bence aşırı rahat ve keyifli bir oynanabilirlik mevcut. İnanılmaz geniş bir crafting var oyunda. Ama çok da rahat. Mesela benim için bir önemli olan malzemelere rahat ulaşmak ve hızlıca bir şeyleri geliştirebilmektir rahatlık. Fallout 4 size bunu sunuyor. İnanılmaz rahat geldi bana. 10MM basit tabancayı inanılmaz hale sokabileceğiniz bir sistem mevcut. Yeterki orda burada bulduğunuz eşyaları parçalayıp gerekli malzemeleri toparlayın. Sonrasında resmen limit sizsiniz…

fallout-4-pipboy-donkey-kong-minigame-red-menace-game-tape-xbox-one-ps4-pc-gameplay-screenshot

Oturup kasabanızı geliştirmek, kasabanızda yaşayanların güvenliğini sağlamak ve yaşam şartlarını geliştirmek bile ayrı bir zevk olmuş. Bir baktım saatler geçmiş ben kasabamı geliştirirken. Gece gündüz döngüsü ile karanlıkta kalınca farkettim ki elektrik üretmem lazım… Raider’lardan korunmak için defans sistemleri kurmam gerek. Gibi bir çok detay. Özellikle bu konuda muhteşem modlar geleceğine eminim.

Unutmadan ekleyeyim, menü müziği olsun, oyun içerisindeki müzikler ve sesler olsun MUHTEŞEMler…

Aslında Fallout 4 için söylenebilecek çok fazla şey var. Yazmakla bitmez gerçekten. Üstelik her Çarşamba saat 21:00 ile 22:00 arasında Doruk ile yaptığımız Stimpack programında da bu hafta elbette Fallout 4 konuşuyor olacağız. Buraya yazamadıklarımızı, canlı yayın sırasında konuşacağız. Fallout 4’e eğer bir puan vermem gerekirse kesinlikle 95-98 arası bir puan veririm. Öyle bayıldım oyuna. Bethesda kesinlikle başarmış… Fiyatı biraz tuzlu gelebilir, düşününce multiplayer’ı olmayan bir oyunun Steam’da 179TL’den satılıyor olması gerçekten çok. Ama değer mi? Değer. Veya indirim bekleyin nasılsa Gabe abimiz yılbaşı indirimi vs. gibi anlarda bu bebeği de indirim listesine sokacaktır.

Ve artık Fallout 4’te kayboluyoruz. Çoğumuzu saatlerce, günlerce kilitleyecek oyun geldi… Yukarıda belirttiğim her şeyi boşverin aslında. Oynayın ve siz kendi yorumlarınızı yapın, hatta bizimle de paylaşın…

Son olarak da, Bethesda’dan gelen şu mesajı da sizlere ileteyim ve Fallout 4’e doğru yeniden yol alayım…

“Sonunda Fallout 4’ü sizlerle paylaşabildiğimiz için inanılmaz heyecanlıyız. Dört yıl süren geliştirme aşamasında, oyunu oynadığımız ve ince ayarlarını yaptığımız onca zaman boyunca sürekli bir şey eksikti. Siz!

Nasıl bir karakter yaratacağınız, hangi seçimleri yapacağınız, ne inşa edeceğiniz ya da ne bulacağınız konusunda hiçbir fikrimiz yok. Ki, oyunları bizim için bu kadar özel yapan en önemli şey de bu. Benim diyebileceğiniz, benimseyebileceğiniz, keşfedilmeyi bekleyen dünyalar yaratmayı seviyoruz. Oyun hakkında bilerek fazla şey göstermedik ya da fazla konuşmadık. Ki, onları keşfetmek size kalabilsin.

Gösterdiğiniz destek için sizlere ne kadar teşekkür etsek az. Umarız Fallout 4, bizim için yaratması ne kadar eğlence olduysa, sizler için de o kadar oynaması eğlenceli olur. Maceralarınızı duymak için sabırsızlanıyoruz.

En iyi dileklerimizle

Bethesda Game Studios”

- Yorumlar -

Yazar Hakkında

Commodore 64 ile girdiği bu oyun dünyası bir anda onun dünyası olmuş. Amiga 500'de takılmaca, Windows 3.1'de Mayın tarlası oynamalar derken, günümüz teknolojilerinde oyun dünyasının sağlam bir üyesi. Aslen bir yazılımcı, boş zamanlarında Level dergisinde serbest yazarlık yapmakta. Evli ve bir çocuk babası.

İlgili Yazılar