Metalin başlangıcında ki geçerli sebepler

Son zamanlarda korkunç bir eskiye dönüş gözlemliyorum. Sadece Metal Müzikte de değil. Eski kıyafetler ve giyim tarzları moda oluyor, eski müzikler dinleniyor, eski oyunlar oynanıyor, eski sinema ilgi çekiyor. Hatta geçenlerde bir haber gördüm. Yeşilçam filmleri yeniden sinema gösterimine girmiş. Uygun fiyata bilet alınıp izlenebilecekmiş. Medya her ne kadar bildiğini okusa da. Alternatif Medya ve Sosyal Medyada da geçmiş büyük yer tutmakta. Edebiyat dergilerinde eski yazarlar Sinema dergilerinde eski filmler görüyoruz. Son günlerde nostalji/geçmişe özlem sık karşımıza çıkan bir şey oldu. Bunun Metal Müzikteki yansıması da elbette yadsınamaz durumda. Spotify’da YouTube’ da veya Facebook’ta gezerken. Hep geçmiş şarkıların dinlendiğini görüyoruz. Eski unutulmuş plak gibi kaset gibi formatlarda yeniden dinleyicilerin beğenisine sunulmakta. Velhasılıkelam geçmişi özlüyoruz kendi toplumumuz ve Dünya toplumu olarak.

Başlangıç yıllarında olan değişikliklere örnekler

Spotify’ da Metal kategorisinde çok dinlenenler genellikle; Black Sabbath gibi, Celtic Frost gibi, Cannibal Corpse gibi eski grupların eski albümleri. Peki biz metal kafalar ne oldu da geçmişe dönmek istedik? Sebebi açık. Metal’ in kendini yenileyememesi. Metal ilk başladığında geçerli sebebi şuydu. Etrafta savaş gibi, yıkım gibi, acı gibi pek çok olumsuz duygu, olay vardı ve kimse müzik eserlerinde bunlardan bahsetmiyordu. Metal ise bunlardan bahsederek ilgiyi üzerine çekmeyi başardı. Tabi bağnaz ve tutucu insanlar Metal’i tehdit olarak gördü. (Hala da öyle görüyorlar bunda bir sorun yok. Görsünler.) Milyon dolarlık yapımcılar ise şoktaydı. Bu tarz bir müzik nasıl oluyor da çok satanlar listelerine girebiliyordu? Öncelikle insanlar savaştan, artan şiddet olaylarından, kişisel mutsuzluktan, acıdan, kötüye giden şeylerden bahsedecek müziklerden yoksundu birden bu tarz müzikler icra edilmeye başlanınca ise; millet akın etti. Metal Müziğin başlangıcında ki geçerli sebep buydu. Herkesin kulağını tıkadığı yok saydığı şeylerden bahsetmesi.

Yıllar geçti pek çok Metal Müzik grubu ve çeşidiyle karşılaştık. Metal dinleyicileri sıkıldıkları tarzları terk etti. Başlarda Heavy Metal çok ilgi çekici çok ilginç ve sıra dışı geldi insanlara. Fakat insanlar bundan da sıkıldı. Hızı arttıran bazı gruplar Speed Metal adını aldı. Kimisi güçlü gitar riffleri ve akılda kalıcı koro nakaratları öne çıkardı. Onlar da Power Metal adıyla kendini gösterdi. Hatta Speed Metal’ in çıktığı yıllarda, ona inat olsun diye Doom Metal ortaya çıktı. Hızı düşürdüler ve yavaş uyuşmuş bir müzik yaptı Doom Metal grupları. Madem en son Doom Metal’ den bahsettik müziğin değişimini onun üzerinden örneklendirelim. İnsanlar sıkılınca Doom Metal’ de stilini değiştirdi. Başlarda Heavy Metal’ in yavaş bir türü olsa da. Sonraları 90’lar da klavye eklendi Death Metalin temposu düşürülüp, Gotik şarkı sözleri kullanılıp Doom Metal’ e enjekte edildi. Bu türe de “Death/Doom Metal” dendi. Hatta 2000’ ler de insanlar Death/Doom Metalden de sıkıldı. Melankolik Doom Metal genel adıyla çeşitli farklı stiller gelişti. Şarkı sözleri daha çok yalnızlık ve melankoliye, trajik hikayelere yerini bıraktı. Yan enstrümanlar Keman, Koro vokaller, Synth, Efektler, Alan Sesleri, Akustik Gitar, Yan Flüt, Senfoni Öğeleri de müziğe katıldı bambaşka bir müziğe evirildi Doom Metal. Sonuçta ise bambaşka bir müzikle karşılaştı Metal dinleyicileri. Sadece Doom Metal’ de olmadı gelişim ve değişim her tarzı etkiledi. Örnekler çoğaltılabilir. Death Metal de benzeri değişimleri geçirdi. Black Metalde, Thrash Metal de. Aşağı yukarı her tarz, doğdu büyüdü evirildi ve kimisi öldü. Kimisi tarihten silindi kimisi değişerek, çağın gereksinimlerine cevap vererek yoluna devam etti. Kimisi ise çıktığı günden beri biraz çeşitlenip fazla değişmeden kendini muhafaza etti.

İlerleyen yıllarda yaşanan tıkanıklık

2000’li yıllarda ise Metal Müzik bir darbe aldı. Daha önce 90’larda da bir darbe aldı. Biraz inceleyelim sorunu anlamak için. 90’larda Metal Müziğin adlığı darbe şuydu. Birbiri ardına çıkan Grunge grupları Metal Müziği neredeyse bitirme noktasına getirmişti. Punk ve Metalin bir birleşimi olan Grunge zamanla Metal’ in dinleyicilerini çalmaya başladı. Hatta Metal albümleri satmaz olmuştu. Metal Aleminde ise o yıllarda Thrash Metal grupları revaçtaydı. Daha sonraları ise Death Metal oluşmaya ve normlarını belirleme sürecine girmişti. Kısa sürede akım olan Grunge hareketi özellikle Nirvana ile zirveye taşındı. Kurt Cobain in intiharından sonra ise Grunge da bitmiş oldu. Sadece adı konmamıştı. İlerleyen yıllarda ise Grunge grupları tamamen bitti. Geçici bir akım olduğu her halinden belli olan Grunge sessiz sedasız Müzik dünyasını terk etti.

2000’li yıllarda yaşanan tıkanık ise neredeyse çözülemeyecekti. 2000’ li yıllarda Metal’ de yapılacak her şey yapılmış gibi hissetti insanlar. Herkes biraz biraz her tarzı dinliyordu. Ama efsaneler daha az albüm çıkarıyordu. Yeni gruplar farklı şeyler denemek istiyordu. Tam o yıllarda patlayan NuMetal ise Korn ile başladı. Korn’ un çocukları denilen diğer NuMetal grupları ise Metal’i ikinci kez bitirme noktasına getirdi. Kimse Metal dinlemiyor, metal albümü almıyordu. (Sadık Metal kitlesi yine Metal’ e devam etse de bu yeterli değildi.) Herkes NuMetal’ e yönelince piyasada bu konuda açlık oluştu. Gruplar birbiri ardına sıraya girmiş gibi piyasaya çıktı. Linkin Park, Limp Bizkit, Mudwayne, Slipknot, Evanescence, Papa Roach gibi gruplar Metal’ i bir kere daha sallantıya uğratmayı başarmıştı. Tam olarak Metal olmayan bu gruplar Rap müziğin şarkı söyleme stiliyle Metal’ in enerjik gitar rifflerini birleştirmişti. NuMetal’ de kendi kendine azalarak bitti. Çoğu icracı grup ya müziği bıraktı veya farklı alanlarda müzik yapmaya başladı.

Fakat 2000’lerde tıpkı Metalin içinden çıkan bir başka akım olan Grunge gibi birden çıkan ve Metalin dışında yer alan NuMetal’in Metal’ e verdiği darbe ne olmuştu? Ne olacak tabi ki insanlar artık aydınlık konularla şarkı sözleri yazıp sert müzik çalabileceğini öğrendi. Yıllarca Metal’in her yerine nüfuz eden karanlık konular ve gotik, mistik, korku dolu anlatılar birdenbire yerini günlük telaşlar, hayat karşısındaki güçlükler ve benzeri konulara çevirmişti. Herkes aydınlık temaları benimsemişti. Bu endişe verici atmosferde Metalcore denilen müzik doğdu.

Yeni metalin tatmin edememesi durumu

Post Metal, Metalcore, Deathcore ve Djent böyle bir durumda Metal alemine geldiler. Bu yeni çocuklar NuMetal’ in baştan aşağıya değiştirdiği yeni aydınlık konuları benimsemiş. Toplumsal eleştiri yapmış. Kimi gruplar ise NuMetal’ den aldığı etkiyle hayata ve günlük sorunlara eğilmiştir.  Daha aydınlık gitar riffleri, dağıtılmış korku sisleri, eskisi gibi karanlık olmayan şarkı sözleri. Bunlar yeni jenerasyonu çok etkilemişti. Yeni jenerasyon Metalciler bundan çok etkilenmiş ve bu yeni Metal akımını hemen benimsemişti. Sorun şu ki; Yıllarca karanlık, korku dolu atmosferden beslenen eski kafa Metal dinleyicilerine bu müzikler tatmin edici gelmemişti. Core tarzlar, Djent, Post Metal hareketi eski Metal dinleyicisine yavan ve basit geldi. Böylelikle Metal alemi ikiye bölündü. Eski okul Metalciler ve Yeni Metalciler. Metal tamamıyla baştan aşağıya bir daha geri dönmemek üzere değişti. Artık bunu kabul edelim. Metal bir daha geri gelmez. Eski Okul Death Metal, Thrash Metal, Black Metal ve Grindcore grupları eski tip Metal i yapmaya devam etti. Bazı yeni gruplar da bu eski tarzlara ilgi duydu ve icra etti. Ama yeni tip Metal’ e ilgi duyanların yanında sayı çok azdı. Yeni tarzlara ilgi duyanlar ise; birlikte gruplar kurdu, festivaller verdi, Metal’ in geleceğinin emin ellerde olduğunu iddia etti.

Biz eski kafalı Metal dinleyicileri ise yeni akım Metal’i hiç sevemedik. Bunun sebebi ise suni tatlar barındırması, prodüksiyon ağırlıklı olması, popülist bir tutum benimsemesi, bilgisayarın işin içine çok fazla girmesi, analog seslerin neredeyse ölüp tamamen dijitalize edilmesi ve biz eski kafalı Metal dinleyicilerinin ihtiyaçlarına, dertlerine cevap vermemesi. Yeni Metal dinleyiciler farklı bir dünya, eski okul Metal sevenler ise ayrı bir dünyaya dönüşmüş durumda. Farklı topluluklar, farklı insanlar, farklı dertleri sorunları olan insan güruhları. Birbirini anlamayan, farklı dilden konuşan insanlar gibi. Bir tarafta yeni bir tarafta eski. Amansız bir mücadele.

Yıllar sonra gelen akım

2010’ lu yıllara gelindiğinde ise; Metal tamamen Prodüksiyon başarısına dönüştü. Daha çok parayı basan ve albümün kayıt teknolojisine para harcayan önce geçti. Black Metal’ e elektronik tatlar girdi, ticari bir meta, imaj kaygısına dönüştü. Death Metal kendini en bozmayan tarz olarak aynı havasını sürdürdü. Thrash Metal’ de bir değişim geçirdi. Politik eleştiri, Toplumsal eleştiri temalarında başlayan Metal müzik akımı… Daha sonra Post-Apokaliptik temalara, Savaş karşıtlığına bıraktı. Eleştirel yanını tamamen olmasa da büyük ölçüde kaybetti. Heavy Metal ise neredeyse ölme durumuna geçti. Eski babalar emekli olunca ve yerlerine yeni gelenler tatmin etmeyince büyük bir duraklama dönemine girdi. Neredeyse doğru düzgün albüm çıkmamaya, grup çıkmamaya başladı. Doom Metal ise; daha önce bahsettiğimiz gibi kendini geliştirdi, evirildi ve bambaşka bir müzik olarak ortaya çıkıp varlığını devam ettirdi. Zaten Metal tamamen paraya endeksli, prodüksiyon, bilgisayar hilelerinin ortaya çıktığı bir müziğe dönüştü. Söylemleri yumuşadı. Yeni jenerasyonun benimsediği tarzlarla birlikte Metal aydınlık, günlük bir müziğe döndü. Sıradan alelade oldu farklılığını yitirdi. Metal’ in başlangıcında ki sebepler geçersiz oldu ama Metal yeni hedefler koyamadı. İçi iyice boşaldı. Popülist, insanların sağ da solda “Metalciyim ben yaa” diyerek sorunlu görünmeye çalıştıkları bir prim malzemesine dönüştü.

İşte tam da bu zamanlarda takvimler 2016 yılını gösterirken (Aslında 2000’li yıllarda temelleri atılmaya başlandı) bir Metal akımı gündeme geldi. Biz eski Metal dinleyicileri için sevindirici bir gelişmeydi. Bu akım tabi ki de “New Wave of Thrash Metal” di. Yani; yeni akım Thrash Metal… Yaklaşık olarak 2010’ lu yılların ortalarında 2016 yılına denk gelen bu akım. Yeni Metal gruplarının Thrash Metal’ in normlarını yeniden belirleme ve yenilik içine sokma çabasından doğdu. Yeni yetme gençler stüdyolara koşarak. Thrash Metal’ i daha sert, daha seri, daha ölümcül, daha korkunç bir şekilde icra etmeye başladı. Genellikle Avrupa’ dan ve Amerika’ dan çıkan; “Cronosphere, Toxic Holocaust, Ultra-Violence, Bio-Cancer, Evile, Lost Society, 4ARM, Violator, Dr. Living Dead, Vektor” gibi gruplar. Çok başarılı şekilde eski usul Thrash Metal’ i yenilemeyi, günümüze uyarlamayı, güncelleştirmeyi başardı. Bizler çok memnun kaldık. Son yıllarda çıkan Metal akımlarından en beğendiğim buydu. Çünkü Thrash Metal kaliteli bir müzik. Geçmişte kalıp paslanmasını izlemek istemezdim. Güzel müzikler yaşamalı ve varlığını devam ettirmeli. Yeni gençlerin de eski usul Metal’ e ilgisi taze tutulmalı. Geçmişi bilmeden geleceği yazamayız. Yeni gençlere ise buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Geçmişe sahip çıkıp, Eskimesini önlediğiniz için sağ olun. Pena, baget, mikrofon tutan elleriniz dert görmesin. Sayenizde yeni çıkan metale ilgi duyabiliyorum. Yeni gruplardan umutlu olabiliyorum. Kendinize uğraşacak, çalışacak, emek edecek harika bir alan buldunuz. Popülist, Ticari olarak özünü kaybeden Black Metal, Kendini pek geliştiremeyen Death Metalden sonra bu yeni akım biz eski okul dinleyicilere resmen ilaç gibi geldi. Tabi sizler için New Wave of Thrash Metal listesi hazırlayıp yazımın içine yerleştireceğim. Şimdiden keyifli dinlemeler.

- Yorumlar -