Shannara Chronicles, MTV tarafından yayınlanmaya başladı. Terry Brooks‘un Türkçe’ye de çevrilen kitap serisi Shannara Günlükleri‘nin ikinci kitabı olan Shannara’nın Elf Taşları‘nı konu alan dizi, genel olarak çevrelerden olumlu dönüş almış durumda.

Gelelim bizim incelememize.

İlk okuduğum fantastik kitaplardan olan Shannara’nın Kılıcı‘ndan sonraki olayları anlatan diziyi açıkçası biraz övecek, biraz yerin dibine sokacağım. Şimdiden söylemiş olayım. (Sadece yerin dibine soktu.)

shannara günlükleri

Shannara’nın Kılıcı‘nı okuduğum zaman daha çocuk sayılacak yaştaydım. Yüzüklerin Efendisi‘nden sonra denk gelmesi de seriye çabuk ısınmamı sağlamıştı. Haliyle Terry Brooks bile Tolkien‘in ölümsüz eserinden ne kadar esinlendiğini anlatıyor.

Serinin ikinci kitabı olan Shannara’nın Elf Taşları’nın dizi için tercih edilmesi de sanıyorum bu Yüzüklerin Efendisi benzerliğinden dolayı. Eğer ilk kitap çekilseydi yapılabilecek eleştirileri hayal etmek zor değil. Bu nedenle bu kararı takdir ediyorum. Yine de gözlerim Shea Ohmsford‘u arıyor. Dizide bu konuda bazı değişiklikler yapılmış durumda. Kitaplarda Shea, dizideki esas oğlan olan Wil‘in büyükbabası ancak dizide babası olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca dizide elf olarak gördüğümüz Shea, aslında bir yarı-elf. Ayrıca Shea kitapta daha geç ölüyor. Neden böyle değişiklikler yapmışlar açıkçası pek anlayamadım.

shannara günlükleri

Neyse, biz işimize bakalım. Görsel açıdan diziyi ilk gördüğümde yorumum, “Ne kadar da Dragon Age: Inquisition” olmuştu. Hala da bu dediğimin arkasındayım. Renkler, efektler, karakter detayları epey Dragon Age‘i andırıyor. Bu kötü mü, hayır değil. Dragon Age’in ne kadar başarılı olduğu konusunda zaten hepimiz hemfikiriz.

Bunun dışında özellikle kıyafetler benim dikkatimi çekti. Karakterler adeta defileye çıkmış gibiler. Aylar yıllarca ormanda dolaş ama kıyafetinde çizik bile olmasın. Vay be! Yine de kıyafetlerin detayları çok başarılı, kabul etmek lazım.

shannara günlükleri

Bu tarz benim…

Bir itirazım da dizinin ilk sahnesine geliyor. Yahu koskoca ritüeli, Hunger Gamesvari bir yarışmaya döndürmüşsünüz. Neden? Yani ne gereği var?! İlla piyasaya oynamak zorunda mısınız?

Dizinin ilk iki bölümü biraz koşturmaca içerisindeydi. Yönetmenin baya acelesi vardı anlaşılan. Mekan geçişleri, evden bakkala gidiyormuş gibi geçiyordu. Bir bakıyoruz Wil ile Allanon sarayda, bir bakıyoruz teyzenin oradalar. Sürekli bir oradan oraya ışınlanma durumu var. Açıkçası bu beni biraz rahatsız etti.

Gelelim dizinin müziklerine. Fantastik dizi çekiyorsunuz arkadaşım! Neden Coldplay? Tamam güzel şarkılar seçiyorsunuz. Her bölüm farklı şarkılar olacak, onu da anladık ama bazı yerlerde elektronik tonlar çok sırıtıyor. Bütün diziyi bir klip havasına sokuyor. (Gerçi dizinin yapımcısı MTV ne bekliyoruz ki?)

shannara günlükleri

Burda mı save alıyoruz abi?

Dizinin ilk sezonunun tüm şarkı listesi şu şekilde:

[Bu kısımda biraz spoiler var. En azından ilk bölümlerin spoilerı ona göre okuyun.]

shannara günlükleri

Azıcık da hikayeden bahsedelim. Ellcrys adında bir kadim elf ağacımız var. Bu ağaç iblislerin hapsolup dünyaya geçmesini engelliyor. Ancak bu ağaç artık ölmeye başlıyor ve bunu sadece seçilmişler engelleyebilir. Elf prensesi Amberle de bu seçilmişlerden birisi. Ağacın ölmeye başlaması Druid uykusuna yatan Allanon‘u uyandırıyor. O da daha önce iblisler ile savaşan Shea Ohmsford‘un oğlu Wil‘i buluyor. (Bu özeti Terry Brooks okusa gelir sopayla döverdi herhalde beni.)

Bir D&D senaryosu gibi geliyor kulağa değil mi? Terry Brooks abimiz herkesin sevebileceği bir fantastik efsane yaratmış. Shannara Günlükleri’nin dizisinin yapılmasını da bu nedenle doğru buluyorum.

shannara günlükleri

Toparlayacak olursak; The Shannara Chronicles, iyi bir dizi olma yolunda. Sürükleyici, keyifli ve iyi zaman geçirmenizi sağlıyor. Ancak bir Game of Thrones olabilir mi? Hayır. Popüler kültürde sınırlı izleyici kitlesine sahip olarak kalacaktır. Peki izlemeli misiniz? Evet.

P.S. Elf kralını Gimli oynuyor. 😛

- Yorumlar -