Sona doğru son yolculuk ne kadar anlam kazanacak? İnsanların kendi aralarındaki amansız mücadele, yine kendilerini etkilediği gibi, diğer insanların kaderi kökten değişecek. Kıyamet çanları çalındığı zaman, belki de o ateşlenen fitili söndürmek mümkün olmayacak ve dünya karanlık bir çağa girecek. Atmosfere yayılan ölümcül radyoaktif serpintiler için bir çözüm yolu bulmak neredeyse imkânsız. İnsanlar yine ders almayacak, bencillikleri ön plana çıkıp çeteler kuracaklar ve hep daha fazlasını isteyecekler. Diğer insanların kanını akıtmak onlar için çok kolay olacak. Vicdanlı insanlar, adaletin olduğu tarafta teraziyi dengelemeye çalışsa da, hep hayatlarından ve sahip olduklarından ödün vermek zorunda kalacak. Ama asıl tehlike dönüşüm geçirmiş mutant yaratıklar, onlara karşı ne yapılabilir?

Şu kıyamet senaryoları ve sonraki yaşam, nedense bana garip bir haz verir. Bahse konu olan filmlere ve oyunlara asla kayıtsız kalamam. Metro Exodus bu yüzden benim tercih listemin başlarında. Malumunuz üzere oyun, Dmitry Glukhovsky’nin 2005 yılında Rusya’da basılıp piyasaya sürülen “Metro 2033” romanının üzerine kurulu bir yapım. Daha önce romanı okumayan ve Metro serisini (Metro 2033 ve Metro Last Light) oynamayanlar için biraz bilgi verelim. Dünyamız için en büyük felaket diyebileceğimiz “Nükleer Savaş” sonrasını konu alan oyun, mükemmel kurgulanmış bir hikâyeye sahip. Romanda ve oyunda işlenen hikâye, hem duygusal açıdan, hem de korkularımızla yüzleşmemiz açısından bize perdeyi aralıyor ve çok özel bir deneyim yaşamamızı sağlıyor. Nükleer Savaş sonrası dünya, radyoaktif serpintiler yüzünden yaşanamaz bir hale gelir. Post Apokaliptik olarak tabir edebileceğimiz, kıyamet sonrası ortaya çıkan yaşam formatı, insanlar için sonun başlangıç biçimidir. Oyunun ve filmin hikâyesi tamamen Rusya’da geçiyor ve insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için büyük oranda metrolara hapsolmuş durumdalar. Burada tek tehlike radyoaktif ve biyolojij tehlikeler değil elbette, “The Dark Ones” olarak isimlendirilen yaratıklar var ve bu mutant canlıları her gördüğünüzde, kalp atışlarınız hızlanıyor ve güvenli bir bölge arayışına giriyorsunuz. Daha sonra biraz cesaret kazanıp silahlarınızı kullanıyorsunuz. Bir diğer önemli tehlike çeteler ve bu çeteler başınıza büyük dertler açabiliyor. Genel olarak konsept bu şekilde işlenmiş.

Gelelim roman ve oyunumuzun kahramanı olan Artyom’a, kendisi hem hayatta kalabilmek ve hem de Metro’da yaşam mücadelesi veren insanlara yardım etmek için uğraşıyor. İşin açıkçası, Artyom’a empati ile yaklaşsam da böyle bir Post Apokaliptik dünyada nereye kadar gidebileceğimi tahmin bile edemiyorum. İnsan en kötü koşullara bile maruz kalsa, ölmeyi istemek yerine, güçlü yaşam içgüdüsü ile hayatını idame ettirmeye bakar.

Serinin 3. Oyunu Metro Exodus, Microsoft’un E3 basın konferansında 11 Haziran 2017 tarihinde bir fragman ile tanıtıldı. Önce bu fragmanı izledikten sonra düşüncelerimi aktarmak istiyorum; Serinin ilk iki oyununa göre grafikler muhteşem görünüyor. Exodus, Xbox One X’in mimarisinden tam olarak yararlanacak ve en yüksek çözünürlük ve fps hızında sunulacak. Gece ve gündüz döngüsü dinamik hava koşulları ve hayatta kalmak için gerekli silah ve diğer materyaller özenle hazırlanıyor. Yeryüzüne ancak maske yardımıyla çıkılabildiği için, hem yaratıklara karşı mücadele etmeniz gerekiyor hem de maske filtresi bulmanız gerekiyor. Bu da özgürlüğünüzü kısıtlamakta ve keşif hissinizi bastırmaktaydı. Exodus fragmanında, metro tünellerinin yanında kirli havadan ve radyoaktif serpintiden temizlenmiş araziyi görmek çok güzel oldu. Hele renk paleti ve yaratık tasarımlarını çok beğendim. Silah tasarımları çok hoş ve daha yeni silah prototipleri göreceğimizi umuyorum. Oyunu zenginleştiren etmenler fragmanda gösteriliyor ve altını önemle çiziyorum çok beğendim. Klasik yaratık mücadelelerinin yanında, ayıdan devşirilmiş iri bir yaratığı görünce yerimden sıçradım. Artyom hemen tatar yayının oklarını kontrol etti ve kaçmaya başladı. Kaçtığı yer uçurum olunca, mecburen geri dönüp yaratıkla mücadeleye girişti. Ve bir an geldi, yaratık frene yeterli basamadığından uçurumdan aşağı sarktı, ama tutunmayı başardı. Artyom üzerinde gerili halatı gördü ve kendini bu halat yardımıyla karşı tarafa geçirdi. Açık söyleyeyim fragmanı izlediğimdeki heyecan-korku barım, önceki oyunları oynarken bu kadar yükseğe çıkmadı. Yaratıkları daha baştan görünce, oyuna 1-0 mağlup başlıyorsunuz.

Gelelim oyunun hikâyesine, 2036 yılı yaşanıyor ve artık insanlar metrolara sıkışıp kalmak yerine, Rusya’nın doğusuna göç başlatıyorlar. Volga nehrinden Ural Dağlarına tehlikeli bir yolculuğu göze almak zorundayız. Kahramanımız Artyom, Spartan Rangers adındaki gruba katılıyor ve hatta bu grupta söz sahibi oluyor. Yolculukta karısı Anna’da yanında yer alıyor. Bu yolculuk, nükleer bir kışın başında Arurora trenine binmeleri ile başlıyor. Oyunda dinamik olarak dört mevsimi görebileceğiz. Metro Exodus, geniş haritası içerisinde tam olarak oyunculara özgürlük sağlamıyor. Açık bir dünya oyunu değil, arama, kurtarma ve silahlı mücadelelere girip yan görevleri yapmanız gerekiyor. Ancak şu da var, eğer görevleri yaparken pas geçtiğiniz bir yan görevi yapmak için şansınız olmuyor. Harita kendini kilitliyor ve devam etmek zorunda kalıyorsunuz. Bunun için ana ve yan görevleri tam olarak yaptığınıza emin olmalısınız. Yapımcılar, şimdiye kadar en etkili atmosfere sahip metro oyunu yaptıkları konusunda bir hayli iddialı. Exodus’ta yaptığınız seçimler sadece kontrol ettiğiniz karakteri ilgilendirmiyor. Sizinle beraber olan topluluk insanları da bu kararlardan etkilenecek. Silah özelleştirmeleri, bakımı ve temizliği ekili bir mücadele sergilemeniz için önem arz ediyor. Önceki oyunlarda olduğu gibi, para birimi olan kurşunları toplayıp satıcılardan silah cephane ve geliştirme için harcamanız gerekiyor.

4A Games tarafından geliştirilen Metro Exodus, 2018 yılının herhangi bir zaman diliminde çıkacak. Dağıtımını Deep Silver Firması üstlenmiş durumda. Kıyamet sonrasını konu alan oyunlar hoşunuza gidiyorsa Metro Exodus’u listenize ekleyin derim.

- Yorumlar -