15 Ağustos 2038 tarihinde bir rehine alma olayı bildirildi. Daha önceki görevlerimde başarılı olmuştum ve bunun için beni görevlendirdiklerini düşünüyordum. Ama yanılmıştım, benim gibi bir android dedektifi, argo bir tabirle balık yemi olarak göndermişlerdi. Öyle ya, vurulursak ya da herhangi bir kesici aletle yaralanırsak tamir olma şansımız vardı. Başka bir seçenek ise, sonsuza kadar hurda çöplük alanında kalmaktı. Biz görevleri sorgulamayız işimiz neyse onu yaparız, ancak bu gün sıra dışı şeyler olacağını hissediyordum. Evet, hislerimiz var, doğru ya da yanlış tercihlerimizi yapay irademizle sorgulayıp ona göre davranabiliyoruz. Şunu da belirteyim insanlar bunu bize kendi rahatları için yaptı ve sınır bir şekilde aşılırsa, çok katı cezalar çok uzakta değil.

Asansörle 70. kata geldiğimde, istemsizce oynadığım bozuk parayı cebime koydum İlk dikkatimi çeken aile fotoğrafı oldu, alnımdaki mavi ışık yanıp sönmeye başladı. Phillips Ailesi, baba John, anne Caroline ve kızları Emma. Akvaryumdan düşmüş balığı suya atmak üzereydim ki, anne Caroline beni gördü. Tepkisi çok sert oldu, “ne yani gerçek olmayan birini mi gönderdiniz?” umursayacak vaktim yoktu zaten polis memuru olay mahallinden uzaklaştırdı. İçeride gördüğüm manzara şok ediciydi. Bir sivil ve birde polis departmanında görevli memurun cesetleri yerdeydi.

Yüzbaşı Allen’i bulup, olayı aydınlatacak ve davranışlarımı şekillendirecek bilgilere ihtiyacım vardı. Suçlu hakkında sorduğum sorulara karşı umursamaz bir tavır takınmıştı, hatta yüzüme bile bakmıyordu. Tek söylediği iki adamının öldürüldüğü ve küçük kızın kurtarılması gerektiğiydi. Fazla zamanım yoktu o yüzden işimi kolaylaştıracak delilleri aramaya koyuldum. Yerde bir silah çantası ve mermi kutusu gördüm. Yazılımımda yüklü program sayesinde, suçlunun dolaptaki silah çantasına ulaşarak tabancayı aldığını anladım. Bu kadar gergin bir ortamdagörev yapmanın zorluğunu bilirsiniz. Hemen Emma’nın odasına girdim ve tabletini açtım. Belli ki bir zamanlar çok mutlularmış ve suçluyla mutluluk pozu vermişlerdi. Emma Daniel’i çok sevdiğini söylüyordu. Aykırı modeller konuşurken ismi ile hitap etmem etkili olabilirdi. Yerdeki kablosuz kulaklık çalışıyordu, bu da bana Emma’nın silah seslerini duymadığını düşündürdü.

Yan taraftaki banyoda delil var mı diye baktım ancak işime yarayacak bir şey görmedim. Şimdi sıra öldürülenlere gelmişti. Önce sivil olana baktım bu John Phillips’ti. Kimliğini ve nasıl öldürüldüğünü kafamda canlandırdıktan sonra ölürken elinden fırlayan tableti buldum. İşte can alıcı nokta buradaydı, yeni bir andoid siparişi verilmişti. Suçlunun neden böyle davrandığı şimdi anlaşılıyordu. Bu arada suçlu bir polis memurunu daha vurdu. Zamanım kalmamıştı olabildiğince delil toplayıp suçluyu ikna edebilmeliydim. Yerde cansız yatan memuru inceledim ve önemli ipuçlarını sistemime kaydettim. Buna göre polis memuru suçluyu vurmuştu ve o anda Emma yanlarındaydı. Terasa çıkmadan önce suçlu ateş ederek memuru öldürmüştü. Silahı elinden fırlayıp masanın altına düşmüştü. Silahı alıp belime koydum. Yerdeki kandan aykırı suçlunun model numarasını buldum. Lanet olası firma muhtemelen yazılım yanlışı yapmıştı. Emma’nın ayakkabısı yerdeydi ve kanlıydı. Evdeki televizyonu açtım ve olayı canlı yayından veren programı gördüm. Bu kayıtlara geçen ilk rehine eylemi olarak geçecekti.

Son kez suçluya baktım ve hemen içeri girdim. Beni görür görmez omzumdan vurdu. Hiç umursamadım ve ismi ile O’na hitap ettim. Emma şok içinde ağlıyordu, önceliğim O’nu kurtarmaktı, aynı zamanda yerde yaralı yatan polis memurunu gördüm. Mümkün olduğunca O’nu tedirgin edip, saçma hareketlerde bulunmaması için gayret gösterdim. Bir yandan da yaralı polis memuruna yaklaştım. Kolundan vurulmuştu ve “turnike yapmak istediğimi” söyledim. Ateşle karşılık verdi ve dokunmamı istemiyordu. Umursamadan turnike yaptım. Tepede dolaşan helikopter sinirlerini bozmuştu ve benden uzaklaştırmamı istedi. Kabul ettim ve yapıcı olmaya devam ettim. Başarı oranım artıyordu. Bunun kendi suçu olmadığını, yazılımında bir arıza meydana geldiğini söyleyip sakinleştirmeye çalıştım. Belli ki, kendi pabucunun dama atılmasından şikâyetçiydi. Aramızda 4 metre mesafe kalmıştı ve konuşarak kızı bırakmasını sağladım. Emma hemen koşup güvenli bir noktaya geldi ve tam bu arada keskin nişancılar Daniel’i vurdu. Lanet olası sniperlar, suçluyu ikna edip kızı kurtarmıştım. Daniel bana gözlerini dikti ve “sana güvenmiştim” dedi. Öylece kalakalmıştı. Yüzbaşı Allen hemen içeri girdi ve bir teşekkür bile etmeden sert polis imajına toz kondurmak istemiyordu.  Görevim bitince olay mahallini terk ettim.

Aslında bu öngörülebilir bir sondu, bunun yanında eksik yaptığım bir iş ve yetersiz delil sonucu bazı olasılıklarda gerçekleşebilirdi. Daniel’i ikna edemeyip sert davransaydım muhtemelen beni vuracaktı ve görev başarısız olacaktı. Ben Ondan önce davranıp vursaydım, Emma’yla beraber düşeceklerdi. Ya da kendimi feda edip Daniel’i itecek ve Emma’yı kurtardıktan sonra bende aşağıya düşecektim.

DEMOYU BİTİRİNCE NELER HİSSETTİM

Açık söylemem gerekiyorsa beklentilerimin altında kaldı. Oyun sonu olasılıkları önceden tahmin edilebilir niteliğindeydi. Dedektifli Modu ve delil toplama işi biraz daha kafa yormalıydı, bence kolay olmuş. Connor, Daniel’i ikna edip, kızı bırakınca Sniperlar tarafından vurulması oldukça klişe geldi.

Beğendiğim yönler ise; muazzam grafikler, karakterler çok iyi yansıtılmış. Özellikle Connor karakteri çok iyi düşünülüp, oyuna aktarılmış. Daniel ve Emma sanki gerçek bir rehine olayını yaşatıyordu. Tercih seçenekleri bir hayli fazla, özellikle diyaloglarda canımız ne istiyorsa öyle cevap veriyoruz. Tercihlerimiz hikâyeye yön veriyor.

Bunun bir demo olduğunu söyleyip, ana oyunda çok daha fazlasını göreceğimiz gerçeğini göz önünde tutuyorum. Fahrenheit, Heavy Rain ve Beyond Two Souls oyunlarının üzerine katmalılar ki, hala Fahrenheit’ın etkisinden kurtulamamış biri olarak şunu söylüyorum; “Tamam Fahrenheit’i geride bıraktık, hikâyeler genelde günümüz ve gelecekte geçiyor. Ama bir sonraki oyun lütfen, eski medeniyetlerden birini konu alsın. Mısır, Maya, İnka, Yunan ve adet üzere İskandinav Miti olabilir.

- Yorumlar -