Her yayın evinden kaliteli Kitaplar çıkmaya devam ediyor. Bu hengâmede hangi kitabı okursak okuyalım bilgi dağarcığımız gelişmek için çaba sarf ediyor.  Kubilayhan Yalçın’ın  sizlere Üç kitabından bahsedeceğim. İki kitap genel bir kitap yazarlar topluluğunun hazırladığı inanılmaz güzel hikâyelerle güzelliğini koruyan kitaplar.

Sizlere tanıtacağımız kitaplardan ikisi Sayın ‘’ Kubilayhan Yalçın’’ın gözde kitapları ‘2453: Alınyazıcı’ ve ‘Ruhkurtaran’ ve bana göre yazarların Expendables kadrosu olarak sevilen yazarları etrafında toplayan öyküleri ile bizi aydınlatan ‘’Karanlık Yılbaşı Öyküleri’’… Kubilayhan Yalçın Bey bu kitap için hikâyelerini esirgemedi. Bu arada Kim derseniz ?bu yazılarından kalite akan kişiler derseniz,hepsi harika bir yazar ve çalışmaları ile öncü kişilerdir. Orkide Ünsür, Özlem Ertan, Mehmet Berk Yaltırık, Kubilayhan Yalçın, Demokan Atasoy, Gülbike Berkkam, Uğur Kılınç, Funda Özlem Şeran, Uğur Batı, Murat Baykan, Işın Beril Tetik, Alper Kaya, Galip Dursun…

 

Hatta ‘’Karanlık Yılbaşı Öyküleri’’ni kendilerine sordum.

-Mehmet Berk Yaltırık, söze şu cümleler ile başladı. Hatırlanacağı üzere 2017 Şubatı’nda bir grup yazarla bir araya gelerek, Sevgililer Günü’nde geçen bir korku hikâyesi seçkisi kaleme almıştık. Yerli korkuda “Lamia” isimli vampir romanıyla çıkış yapan Orkide Ünsür’ün girişimiyle Anadolu Korku Öyküleri’nden isimlerin de katıldığı 14 yazar olarak 14 öyküyle İthaki Yayınları’ndan “Aşkın Karanlık Yüzü”nü çıkarmıştık. Yıl sona ermeden yine Ünsür’ün girişimiyle bu sefer 13 yazardan 13 korkunç yılbaşı öyküsüyle “Aralıktan Sızan Karanlık” alt başlığıyla “Karanlık Yılbaşı Öyküleri” Aralık’ta okuyucuyla buluştu. Orkide Ünsür, Özlem Ertan, Kubilayhan Yalçın, Demokan Atasoy, Gülbike Berkkam, Uğur Kılınç, Funda Özlem Şeran, Uğur Batı, Murat Baykan, Işın Beril Tetik, Alper Kaya, Galip Dursun ve benim yer aldığım bu seçkide de yılbaşı teması etrafında acayip ve ürkütücü kurgular, okurlarını bekliyor.

-Funda Özlem Şeran ise bizleri kırmayarak şunları söyledi, “Aralıktan Sızan Karanlık” alt başlığı ile çıkan “Karanlık Yılbaşı Öyküleri” kitabı ülkemizde eşine az rastlanan türde bir eser. 13 yazarın 31 Aralık öykülerinin derlendiği metinler temelde tekinsiz, karanlık ve korku temalarına odaklansa da tarz, konu, işleniş ve yazarlarının kalemindeki farklılıklarla ortaya çok geniş yelpazeli bir ürün koyuyor. Biz yazarken de, birbirimizin hikâyelerini okurken de büyük keyif aldık. Umarız okurlar da beğenirler.

Galip Dursun ısrarlarımıza dayanamadı ve elbet Kubilayhan Bey’den rol çalmamak için kitabı şöyle ifade etti. Bu güzel yorumu okuduktan sonra çok mutlu oldum. “Karanlık Yılbaşı Öyküleri, Aralıktan Sızan Karanlık”, Türk korku edebiyatı açısından bir dönüm noktası sayılabilir. Daha önceden korku türü üzerine kalem oynatmış yazarların yanı sıra ilk defa böyle karanlık öyküler yazan yazarların bir arada olduğu önemli bir eser. Yerli korku edebiyatı dediğimiz karşımıza çıkan işlere baktığımızda fark ortaya çıkıyor, aslında. Kimse kusura bakmasın ancak beceriksizce hazırlanmış cin, peri hikâyelerinden, çeviri klişelerinden geçilmeyen bir edebi türden bahsediyoruz. Uzun yıllardır korku edebiyatıyla ilgili araştırmalar yapıyor, eserler hazırlıyorum. Yirmi yıla yakın bir zaman evvel korku yazmaya başladığım ve bunu ısrarla belirttiğim dönemde yaşadığımız zorlukları şu an göremiyorum. Hemen hepsini aştığımız, bir yerlere gelindiği doğru. Ancak içinde bulunduğumuz zamanda da kendine göre böyle bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. İstismara varan pazarlama stratejilerinin yaratmış olduğu bir kirlilik söz konusu. Böylesi bir ortamda yenilikçi, çağdaş, çok satmak için hamasi bir tavır ortaya koymadan hikâyesine odaklanmış bir projeyi diğerlerinden ayırmam yanlış olmayacaktır.

Türkiye’de korku edebiyatı sürekli gelişen bir tür. Daha önceden, sadece korku yazan ve karanlık hikayelere tutkun küçük bir yazar grubu ile “Anadolu Korku Öyküleri”ni hazırlamıştık. O projede ortaya koyduğumuz yerli ve özgün korku fikrini şehirli hikayelerle zenginleştiriyor, yayınladığımız öykü kitaplarıyla bu yaklaşımı daha çok okura ulaştırmayı hedefliyorduk. Bu projede ise kitapta öyküsü bulunan 13 yazarın bir önceki karanlık öykü derlemesi “Aşkın Karanlık Yüzünde ilk defa denedikleri korku hikâyesi panoramasının iyice olgunlaştığını görüyoruz. Yazarların anlattıkları, tecrübe ettikleri hikaye türüyle aralarında oluşan bağı görmek mümkün. Hikâyelere baktığımızda kitabın üst başlığında değinilen temayı yakaladığını düşünüyorum. Eser birbirinden farklı bakış açılarıyla ele alınan, ayrı mekan ya da atmosferde geçse de yeni yılın getirdikleri, eski yılın götürdüklerini iyi kavramış öyküler barındırıyor. Sadece şehirli, korku ya da fantastik edebiyat türünün perspektifiyle anlatılan hikâyeler değil bunlar. Yılbaşı telaşının öteki yüzünü gösterirken ya da gölgelerde gizlenen lanetleri kelimelere dökerken yerli korku edebiyatına yapılan güçlü katkı iyice belirginleşiyor.

Yazarların kolektif ya da bireysel eserlerinde de aynı yaklaşımı sürdürüp tıkanma noktasına doğru ilerleyen yerli korku edebiyatına gereken itkiyi yapacaklarını düşünüyorum.

Sayın Işın Beril Tetik hanımefendi ise yoğun temposu içerisinde bizlere Kubilayhan Yalçın ile çalıştığı proje için şunları dile getirdi. Karanlık Yılbaşı Öyküleri – Aralıktan Sızan Karanlık, on üç farklı kalemin, her birinin kendine has tarzıyla karanlığı ve korkuyu resmettiği, oldukça etkileyici bir antoloji oldu. Hayata açılan yeni bir sayfa olarak kabul edilen yeni yılın aslında karanlığa açılan bir kapı olabileceğini tekinsiz hikâyelerle gözler önüne seren bu antolojinin belki de en güzel yanı, her yeni öyküde farklı bir hayat, farklı bir atmosfer ve farklı bir korku ile tanışmak. Bir öykü bittiğinde, daha heyecanı yatışmadan bir başka öykünün heyecanı başlıyor. Bu kitap, öykü antolojilerinin aslında hem yazarları hem okuru açısından ne kadar zevkli ve doyurucu olabileceğinin güzel bir örneği.  Şu satırlar

 

Orkide Ünsür değerli kalem ise bizlere Sayın Kubilayhan Bey’in bu güzel çalışmaya nasıl dahil olduğunu anlatarak kitap hakkında şunları söyledi. Karanlık Yılbaşı Öyküleri-Aralıktan Sızan Karanlık her açıdan ilginç bir kitap ve korku edebiyatımızda şimdiden özel bir yeri oldu. Önceden yazdığım “Dönüş” adlı öykümden yola çıkarak projenin konseptini oluşturdum ve 12  yazar arkadaşımızın  (Özlem Ertan,    Mehmet Berk Yaltırık, Kubilayhan Yalçın,  Demokan Atasoy, Gülbike Berkkam, Uğur Kılınç,    Funda Özlem Şeran,  Uğur Batı,  Murat Baykan,  Işın Beril Tetik,  Alper Kaya, Galip Dursun)   da katılımıyla bu yola çıktık.  Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanan kitabımızı yine kıymetli üstat Giovanni Scognamillo’ya ithaf ettik,  öykülerimizle ona bir saygı duruşunda bulunmak istedik.

Sevgili Kubilayhan Yalçın da teklifimi kabul etti ve antolojimizde tam kendi tarzına yaraşır, çok güzel, ilgi çekici bir öykü olan “Efendi Claus” ile yer aldı.

 

2016 yılında okuyucusunun beğenisine sunduğunu kitaplardan ‘Ruhkurtaran’ı öyküleri ile harmanlamış. Kendisinin kalemi çok başarılı olduğu için okuyucuyu kendine çekmesini biliyor. Örneğin gündeme özgü yazdıklarını bir çırpıda okuyup durum değerlendirmesi yapabilirisiniz.

2013 yılında çıkan 10 öykülük kitabı ise ‘2453: Alınyazıcı’ Okuyucuların beğenisini kazanmış öyküler ile beğeniyi ilk kitabı ile toplamış.

İki kitap hakkında genel bir tanıtım yazısı olacaksa şu ifadeler yer alıyor.

Kitaba adını veren 2453 Üçlemesinden İstanbul, Nova Konstantinopolis adında, çelik surlarla çevrili bir şehir devleti olarak karşımıza çıkıyor. Binbaşı Fatih Mehmet Alan ve Rose Croix Şövalyesi Saint Germain Kontu’nun başrolleri paylaştığı bir “zaman aşırı operasyona tanık oluyoruz…

Dört öyküden oluşan Lunatik, Batı’nın kurt adam efsaneleriyle Doğu’nun kurttan türeyiş destanlarını birleştiriyor, melez embriyonlardan, teknolojik tabutlara gerçek ve fantezi arasında bir pandül gibi salınıyor.

Üç Metafizik Biyografi’de ise, İstanbul’dan vazgeçemediğini söyleyen doğaüstü bir katilin, 21 Aralık 2012’de Şirince’ye gözlemci olarak gelen ünlü bir rock solistinin ve aklını kaçırmış bir zaman pilotunun ilginç öykülerine tanık oluyoruz.

Kubilayhan Yalçın, üç uzun öyküsünü okurlara sunuyor. Ruhkurtaran: 1977 yılında, Ağrı Dağı’nın zirvesinde, “gemisiz ve tufanız” bir Nuh gibi ortaya çıkan, Kanlı 1 Mayıs ve 12 Eylül darbesini önceden haber veren bir zaman pilotu… Lunatik: Tanrısıyla arasında duran “hayvanı” ıslah etmeye çalışan bir kurt adam. James Bond romanlarının kendisiyle konuştuğuna inanan, Iron Maiden hayranı bir medyum. Beden parçaları ve ruh kalıntılarından paranormal terör orduları yaratan eski bir THKO’cu. Ve diğerleri…

 

Kubilayhan bey ile konuşmalarımız da genel bir konuya dâhil oldum. Kubilayhan Bey okumuş ve kendini geliştirmiş bir İstanbul doğumlu Ankara beyefendisi. Kıracak bir üslubu ve davranışları ile size karşı ne kadar kibar oluşu ile bunu size en başta anlatıyor. Beden dilini kullanır gibi konuşturuyor.

 

-Burak ÖZPOLAT: Bize kendinizden bahseder misiniz? Kubilayhan Bey Kimdir?

Kubilayhan Yalçın: 1975 İstanbul doğumlu J

-Burak ÖZPOLAT: Biraz daha konuyu açar mısınız? J

Kubilayhan  Yalçın: 1975 İstanbul doğumlu. İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü ve Gazi Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi mezunu. Yirmi yılı aşkın süredir klasik gitarla iştigal eden Yalçın’ın çocuk gitar eğitimi konulu bir yüksek lisans tezi var. Alirio Diaz, Costas Cotsiolis Tillman Hopstock gibi gitaristlerin atölye çalışmalarına katılan Yalçın, piyanist Anjelika Akbar’ın Su ve Bir Yudum Su albümleri için gitar düzenlemeleri yaptı. Kubilayhan Yalçın’ın fantastik ve bilim kurgu öykülerinden oluşan 2453 Alınyazıcı ve Ruhkurtaran adlı iki kitabı var. Ankara ve Antalya’da yaşayan Yalçın, üçüncü kitabı Milenyum Manastırı’nı yayımlamaya hazırlanıyor.

Burak ÖZPOLAT: Yerli Bilim Kurgu yükseliyor dışında yazdığınız yerler var mı?

Kubilayhan  Yalçın:  Kalem Kahve Klavye Sitesinde yazıyorum.

Burak ÖZPOLAT: Kubilayhan bey ülkemiz neden bilim kurguya uzak? 60’lı yıllarda ülkemizde çok popülerdi?

Kubilayhan  Yalçın:  Ülkenin bilimkurguya uzak olduğunu zannetmiyorum. Genel olarak okuma oranı düşük, 1960’lardaki nüfus ve okuma oranlarını bilemiyorum.

Ama bugün çok daha iyi bir yerdeyiz. Toplam okur ve kitap satısı içinde bk’nin gördüğü ilgi fena sayılmaz

 

Burak ÖZPOLAT: Herkes okuduğu yazardan yalın olmayı bekler, açık olmasını. Bir değerli yazarımız olarak siz okuyucudan neler bekliyorsunuz? Örneğin kötü bir yazıya iyi demesi gerçekçi olmaması sizi incitecektir. Doğru mu?

Kubilayhan  Yalçın:  “Okur” dedigimiz kitle homojen bir yapı değil. Farklı zihniyet ve beklentilere sahip. Bir yazarın bana görevler sorumluluklar vermesinden hoşlanmazdım sanırım. Okur kendini özgür hissetmeli. Ama kültür endüstrisinin, yayıncılığın da bir ticaret olduğunu unutmamalı okur. Her reklama, çok satan listesine aldanmamalı

Burak ÖZPOLAT: Size arka arka biraz soru sormak istiyorum. Kubilayhan bey gerçekten yazmak için yaşanmışlık gerekir mi? Yaşadığımız hayat gerçeğin ta kendisi biliyorsunuz. Yazılarınız keskin ve korkusuz, kimseye el pençe olmayacak yazılar. Öykülerinizden hangisi daha çok sizi etkiledi?  Son kitap yazarlar topluluğu ve değerli yazarlar bu kitap için size kim teklif getirdi?

Kubilayhan Yalçın: Otobiyografik ögeler üretilen metinlere sızar. Yazarlığın ilk zamanlarında bu daha da fazladır. Gerçeklik sadece beş duyu ile algıladığımız dünya olsa yaşadığımız hayat gerçeğin ta kendisi diyebiliriz ama siyasi, kültürel, dini, coğrafi açılardan çok farklı “gerçeklikler” var. Realite görünen gerçek demek. Verite ise hakikat, öz gerçek.Edebiyat hakikati belirlemede yardımcı bir araç olabilir tabii.Yazdığım kısa öykü ya da öykü dizileri arasında bir ayırım yapamıyorum.Değerli dostum Orkide Ünsür, Karanlık Yılbaşı Öyküleri projesine davet etti. Orkide, İthaki’den yayımlanan Aşkın Karanlık Yüzü’ne de çağırmıştı ama açıkçası parlak bir fikir bulamadım ve projeye müdahil olamadım.

Burak ÖZPOLAT: Kitap yazarken mi okurken mi daha iyi hissediyorsunuz? Kitap yazma işi ilk başlarda acaba olur mu bu iş? Diye tereddüt ettirdi mi? Sosyal hayatında Kubilayhan bey nasıl bir mizaca sahiptir?

 

Kubilayhan Yalçın: Siz siz olun, yazıyla iştigal eden kişilere böyle bir soru sormayın(!). Şaka bir kenara; kitaplar başka kitaplar aracılığıyla yazılır. Bir kitap başka bir kitabın önkoşuludur. Okumak giriş yazmak çıkış olarak da formülleştirebiliriz. Okumak ve yazmak arasında böyle bir ayırım yapamam. İkisi de zihinsel bir haz hatta bir süre sonra bağımlılık.

Yazıları iki kapak arasında toplama süreci zaman zaman sancılıdır. Yayınevleri ne olursa olsun ticari kuruluşlardır. Yazmak değil ama kitap bastırmak biraz yordu. Fakat aslolan yazma zevkidir. Gerisi gelir.

Bunu sosyal hayatı paylaştığım akrabalarıma, dostlarıma sormak lazım. Ben ne desem boş. Ama kitaplar kısmen psikobiyografik metinlerdir. Sosyal medyada bıraktığımız izlerden de bir görüntü çıkarılabilir. Amacım sizi yormak değil ama kabaca şöyle diyelim: Ego sum qui sum. “Neysem o’yum”

 

Burak ÖZPOLAT: Yeni projeler içerisinde görmek çok güzel sanırım artık ye kitap da okuyucular sizi yeniden görmek isteyecektir. Yeni ayrı bir kitap projeniz bulunuyor mu? Yeni bir kitap için erken mi? Gündemi çok çabuk analiz ediyorsunuz. Yazılarınızı bir anekdot bir güncel hatıra olarak bir kitap olarak görmek ister miydiniz? Hangi türde yazmak sizi memnun ediyor?

 

Kubilayhan Yalçın: Yeni öykülerim ya da eskizlerim var. İçime sindiği zaman yayınlamayı düşünüyorum ama ne zaman olur bilemiyorum. Şu an ufukta her hangi bir öykü seçkisi yok. Ama bu tarz projelerden keyif aldığımı söyleyebilirim.

Bazı dijital dergi ve edebiyat temalı internet sitelerinde yayımladığım yazıları derleyip kitplaştırmak istiyorum.

Nesir ya da nazım zihnimde eşit ağırlığa sahip.

Bazı düşünce ve tespitleri düz yazı olarak, bazılarını ise öykü ya da roman formunda ortaya koyabiliyoorsunuz.

 

Burak ÖZPOLAT: Karanlık Yılbaşı öyküleri hakkında biraz yorum yapar mısınız? Nasıl bir çalışma oldu açınızdan?

 

Kubilayhan Yalçın : Karanlık Yılbaşı güzel bir seçki oldu, böyle bir projenin bir parçası olmaktan gayet memnunum. Ayrıca Attila İlhan’dan ötürü Bilgi Yayınevi’nin bende ayrı bir yeri vardır. Müzikle ilgili tüm planlarımı altüst eden Attila İlhan’dır. Onun romanları ve denemelerini okuduktan sonra yazıyla ciddi bir şekilde ilgilenmeye başladım. İlhan bir süre Bilgi’de editörlük yaptı, kitaplarının birçoğu da buradan yayımlandı. Karanlık Yılbaşı aracılığıyla yolumun Bilgi’yle kesişmesinden de ayrı bir keyif aldığımı söylemeliyim

 

Kubilayhan bey bizleri kırmadı ve onun ile sizler için güzel bir soru- cevap münazarası yaptım. Kendisi çok değerli bir kalemdir. Son yazılarını bekliyor ve kendisine başarılar üstüne başarılar diliyorum derken röportajımıza kendisine güzel bir sürpriz ile bitiriyorum

Saygıdeğer ‘’Orkide Ünsür’’ hanımefendi yazarımıza Kubilayhan Bey’i sordum. Sevgi ile anlattı.

Orkide Ünsür’e kulak verelim.

Sevgili Kubilayhan Yalçın da teklifimi kabul etti ve antolojimizde tam kendi tarzına yaraşır, çok güzel, ilgi çekici bir öykü olan “Efendi Claus” ile yer aldı.

Aynı zamanda değerli bir müzisyen ve eğitmen olan Kubilayhan, tanıdığım en zeki insanlardan biri… Edebiyattan sinemaya, mitolojiden politikaya kadar akla gelebilecek pek çok konuda engin bir bilgisi vardır. Çok yetenekli, kültürlü, birikimli, kibar ve zariftir;  yeri ve zamanı geldiğindeyse kelimeleri bir silah gibi kullanmaktan çekinmez. Gerçek bir entelektüel ve bibliyofildir. Örneğin sevdiği bir kitapla ilgili bir yazı kaleme almışsa onu titiz ve detaylı bir şekilde, sindire sindire, hatta belki birkaç kere okumuş ve pek çok eleştirmenin yapamadığı bir şekilde analiz edip o eserin röntgenini çekmiş demektir.

Tüm bu niteliklerine rağmen mütevazı, hatta biraz utangaçtır, övülmekten pek hoşlanmaz. Her daim öğrenme, kendini geliştirme sevdasındadır. İşini ciddiyet içinde, zamanında yapması, ekip ruhuna saygısı ise beğendiğim diğer özellikleri arasında…

Dilerim nice kitaplarda, projelerde yollarımız kesişir. Ayrıca kendisinin hayranı pek çok okur gibi ben de yeni eserleriyle buluşmak için sabırsızlanıyorum.

Beni kırmayarak bu olağanüstü yazarların bulunduğu röportajı yapmamı sağladıkları için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Kalemlerinize sağlık.. Başarılar…

 Burak ÖZPOLAT – 2018

 

 

- Yorumlar -