Nothing is true;

Uzun zamandır beklediğimiz Assassin’s Creed filmi yaklaşık bir hafta önce geldi. Biraz geç oldu ama sonunda gidip izleyebildim. Eleştirmenlerden çok düşük oy alan, Metacritic skoru çok düşük olan film başta, izlemeden önce korkutsa da, izledikten sonra beğeni ile salondan çıkacağınız bir film.

We work in the dartk to serve the light.

Öncelikle filmin güzelliklerinden başlayayım diye düşünüyorum. Burada en muhteşem nokta kesinlikle filmin müzikleri. Muhteşem bir atmosfer yaratıyor ve müzikler o kadar başarılı ki, filmin eksiklerini gidermeyi ya da saklamayı başarıyor. Gerçekten hayranlıkla dinledim müzikleri ve inanılmaz gaz veriyor. Filmi izlerken eksik noktalar çok da fazla rahatsızlık vermiyor. Eksikliklerden kastım Hikaye konusunda. Zaten yazının genelini de hikayeye ayıracağım. Assassin’s Creed diyorsanız önemli olan konusudur zaten.

Bildiğiniz üzere film geçmişte Engizisyon İspanya’sına giden bir film. Bakın o zaman da geçiyor demiyorum, çünkü filmin geçtiği zaman 2016. Şimdi bir kaç yerde gördüm, film geçmişte az, günümüzde çok geçiyor diye. Sevgili dostlar, karşımızda 116Dk’lık bir film var. 17-20 saat ana hikaye süresi olan oyunlar kadar geçmişte geçmesini beklemek saçma. 2 saat içerisinde anlatılabilecek en güzel şekilde anlatmışlar hikayeyi bence. Ana karakterimiz Callum Lynch (Michael Fassbender). Damarlarında assassin kanı akan bir adam. Tabi Abstergo da bu adamın peşine düşmüş ve “Apple”ı arıyor. Ve filmin en güzel noktalarından biri de, Fassbender çok güzel oynamış. Karakteri o kadar güzel canlandırmış ki, beni kendisine çekmeyi başardı Callum Lynch.

Animus’a bağlayın!

Geçmiş ve günümüz arasındaki bağlantılar çok güzeldi filmde. Yeni animus hem güzel, hem kötü. Tam olarak bilemedim. VR teknolojisini andırması, Portal’daki Glados’a benzer bir kola bağlanarak boş bir odada hareket imkanı vermesi falan çok hoş. Animus’a bağlanmayan insanların, Callum’un bağlandığında gördüğü anıları gölgeler halinde görebilmesi ilginç olmuş. Ama kötü noktası ise omuriliğe bağlanan çip. Ne gerek vardı buna bilemedim. Zaten adamın kanından alınan DNA örneği ile animus bağlantıları yapılabiliyordum 2007’den beri. 2016 teknolojisinde bir adım geri gidiş var gibi geldi bana bu noktada. Ama Callum Lynch’i gösterirken geçmişe dönerek Aguilar de Nerha’nın anılarını gördüğü anlarda bir geçmişe, bir günümüze bağlı görüntüler güzel işlenmiş. Bazı izleyiciler çok karıştı falan dese bile, bence az önce bahsettiğim gibi 2 saatlik bir film için güzel bir bağlantı olmuş.

Gelelim Aguilar’a. Bu İspanyol Assassin abimiz bir hayli güçlü, creed’e çok bağlı sağlam bir adam. Ancak Altair veya Ezio’nun Desmond’ın Assassin olmasını sağlayan duygusal bağları veya olayları gibi kurgulara sahip değildi. Yani Aguilar’ın, Callum’u assassin olmaya itecek bir hikayesi yoktu. Altı boş bir karakter olmuş. Bir tek sevdiği kadının ölümü ile, Callum’un annesinin ölümünün benzeştiği an, Callum’u assassin olmaya itti. Geçmişteki karakterlerin daha güçlü ve sağlam olmasını umuyordum. Ama bu noktada belirtmeliyim ki filmdeki karakterler ve hikayenin geneli Assassin’s Creed 3 ve Unity’den çok daha güzel. Hatta Syndicate’ten de güzel diyebilirim. Ama bir AC 2 yada Brotherhood beklemeyin.

Yine geçmişe baktığımızda, dönemin ispanyası aslında sanki yanlış bir seçimmiş gibi hissettirdi. Sebebi ise, AC serilerinin en önemli kısmı olan dönemin en sağlam tarihi karakterleridir. O dönemin ispanyasında böyle bir karakter yok. Sultan Muhammed ve İspanya kralını görsek bile, tarih açısında o kadar da önemli karakterler değiller. Bölgeleri için güçlü ve önemli olsalar da, dünya ya bir katkıları yok denilebilir. Ki ana karakterin sağlam bir adamı öldürmesi de önemli iken, bu beklentimizi sadece filmin sonunda karşılamaya çalışmışlar ama yetersiz kalmış.

Bir diğer değinmek istediğim nokta da, Assassin’s Creed serisinin efsane hareketi olan “leap of faith”(inanç atlayışı). Bu hareketin normal bir şey olmadığını, öneminin çok yüksek olduğunu bence film oyunlardan çok daha güzel anlatmış. Üstelik Assassin’s Creed 2 ve Brotherhood’da gerçek bir assassin’in bu atlayışı yapabiliyor olması gerekir. Bu hareketi yapmayan adam değildir, bizden değildir. Filmde de bu mükkemmel işlenmiş bir noktaydı. Ki diğer oyunlarda bile unutulmuş bir mevzu idi bu. Hatta Aguilar’ın çok yüksekten suya atladığı sahnede, normalde ölmesi gerekir iken, suya bomba atarak suyu yamultması(bükmesi – girdap yaratması) ve suya öyle dalması da güzel işlenmiş bir mevzu.

Abstergo Vakfı

Benim için filmdeki en büyük eksiklik ise, kesinlikle Desmond Miles veya Abstergo’nun ABD kanadına hiç değinilmemiş olmasıdır. Ufacık bir diyalog veya replik bile yeterli olacak iken, sanki oyunlar hiç yokmuş gibi işlenmiş film. Belki sinema seyircisini, hiç oyunları oynamamış olan kişileri düşünerek böyle bir yola girdiler ama filmi izleyenlerin büyük bir kısmı zaten oyunu oynamış olan insanlar olduğundan, bu benim gözümde bir eksikliktir. Elma’dan bahsederken, Desmond’ın elmayla olan yakınlaşması, Templar’ların elmayı ele geçirdikleri anlar hep unutulmuş. Borgia ailesi elmayı ele geçirmiş olmasına rağmen, bu filmde “elmaya en yakın olduğumuz an” diye bahsettikleri anlar beni üzdü. Ama Abstergo’nun binasını, tam olarak oyunlardaki gibi dizayn etmişler, ben çok başarılı buldum. Beton, ışıklar, ortam…

Ve son olarak, filmde yoğun olarak görsel efekt ve yeşil perde kullanımı olmak zorundaydı zaten. Ama bu kadar çok toz, duman neden bastınız arkadaş. Efektler ile gerçek karakterler arasında kopuk olmasın, göze batmasın diye yapılan bu yöntem o kadar çok kullanılmış ki, bazı noktalarda karakterleri ve çevreyi tozdan dumandan göremedik bile… Halbuki eski şehirleri kasabaları mükemmel yansıtması ile meşhur olmuş bir seriydi bu. Göremedik. Üzüldüm…

SONUÇ

Benim için 10 üzerinden 7 alacak bir film. Kesinlikle kötü değil ama çok çok daha iyi olabilirmiş. Ve filmden çıktığımda şunu düşündüm; şu an ki oyunlarda günümüzde yaşayan karakter sıkıntısı var. Desmond Miles’ın ölümü ile başlayan bu dertleri, Callum Lynch ile çözebilirler bence. Film güzel bir son, gaz bir son ile bittiği için, devamı gelebilecek şekilde açıklık bıraktıkları için bu konu ve karakterleri ya yine filmde, ya da oyun olarak kullanabilirler ki bence oyun olarak kullanırlarsa daha güzel olacaktır. Ayrıca günümüz tarihinde geçecek bir Assassin hikayesi de filmde gözüme çok hoş geldi. Yazıyı burada bitiriyorum ancak, üzerine saatlerce sohbet edebileceğim bir film izlemiş oldum. Uzun uzun tartışmaya açık, genel olarak güzel bir film…

Everything is permitted.

We are Assassin’s.

- Yorumlar -