Star Wars: The Last Jedi uzun bekleyişin ardından nihayet vizyona girdi. Biz de gittik ilk gününde izledik. Bir yanda Force Awakens’ın tam tatmin etmeyişi, bir yandan Rogue One’ın hazzı daha aklımızın bir köşesindeyken asıl serinin 8. filmini izlemeye başladık. Filmden çıktığımda ise ilk düşündüğüm şey; “Laaaaan ne güzel film yapmışlar.” oldu. Hani Star Wars olması değil sadece güzel yapan, iyi bir de film olması. Dedim hemen bunu incelemeliyim. İşte o inceleme karşınızda.

Oğuz spoilerlı incelemesini yaptığı için (aha da burada) ben de SPOILERSIZ inceleyeyim dedim. Ama ne kadar zorlandığımı anlatamam yani. İçim içime sığmıyor. Yine de söyleyeyim yazının devamında spoiler yok. Gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz.

Öncelikle filmin yönetmeni açıklandığında çok büyük bir heyecan duymuştum. Tam bir geek olan Rian Jonhson’ı öncelikle son dönemlerin underrated filmlerinden birisi olan Looper’dan tanıyoruz. Daha sonra da Breaking Bad’in 10/10 bölümü Ozymandias’ta gördük kendisini. E haliyle bir hype durumu oldu. Nitekim düşüncelerimde de haklı çıktım. Çünkü Star Wars: The Last Jedi ile adeta J.J. Abrams’a yönetmenlik dersi vermiş.

Force Awakens, ne kadar iyi bir film olsa da bir eksiklik, bir hayal kırıklığı vardı. Tam olarak istediğimiz, beklediğimiz bu değildi diyorduk. The Last Jedi ise tam olarak istediğimiz ve beklediğimiz film arkadaşlar. Nihayet yeniden Star Wars izlediğimizin farkına varabildik.

İki buçuk saat hiç sıkılmadan izleyeceğimiz ve her saniyesi dolu olan bir filmden bahsediyoruz. Sadece tek bir saçma sapan yanı var onu da zaten izleyince anlayacaksınız. Klasik Hollywood’un “Aman her ırktan karakter koyalım. Bir de Asyalı karakterimiz olsun” saçmalığı. Olmuyor arkadaşlar kasmayın. Bir zenci, bir çinliyle bara gitmiş fıkralarına dönüyor. Yapmayın.

Neyse biraz hikayeden bahsedeyim. Aslında baktığımızda epey Episode V benzerliği içeriyor. Luke’un eğitimi, Hoth Savaşı gibi epik sahnelerin benzerlerini görüyoruz. Zaten trailerda olduğu için spoilerdan saymıyorum bunları. Ama özellikle eğitim kısmında çok fazla genişletilmiş evren göndermesi görebiliyoruz. Özellikle de Old Republic göndermeleri çok fazla. Rian Johnson ödevine iyi çalışmış.

Filmin her karesi wallpaper yapmalık. İnanılmaz bir sanat yönetmenliği görüyoruz. Hele ki savaş sahneleri (hem uzay, hem kara) inanılmaz. Yine yönetmenin ekiple uyumu burada söz konusu. Aktörlerin hepsi yönetmenle çalışmaktan büyük keyif aldığını söylüyor. Egosu olmayan, her sahneyi aktörlere danışan bir yönetmen olduğunu belirtiyorlar.

The Last Jedi’ın karakterlerinin gelişimini hep beraber izliyoruz. Kylo Ren’in hırsı, Rey’in azmi ve Luke’un içinde bulunduğu psikolojik sorunları adeta kare kare işlemişler. Sadece Finn’in sahneleri biraz havada kalmış gibi geliyor.

Son olarak bu üçlemenin son filmine iki senemiz var ve bu final filminin hikayesi ve yönetmenliği J.J. Abrams elinden olacak. Ama üzülmeyin bir sonraki üçlemeyi tekrardan Rian Johnson elinden göreceğiz. Umuyorum ki Abrams, Rian Johnson’dan feyz alır da kaliteli bir Star Wars filmi çeker.

Yazıyı bitirirken sevgili Prensesimiz Leia’yı oynayan Carrie Fisher’ı bir kez daha anıyorum. Gözlerim dolmadan izleyemiyorum sahnelerini. Bu filme en yakışan oyunculardan birisiydi. Işıklar içinde uyusun.

- Yorumlar -